Editörün Seçtikleri İlim Köşesi

Dedikodu, gıybet ve koğuculuğun kötülükleri

Dedikodu, gıybet ve koğuculuğun kötülükleri, Ulu Allah (c.c) Kur an-ı Kerimde gıybeti kınamış ve gıybetçiyi ölü eti yiyene benzetmiştir. Ulu Allah (c.c) şöyle buyuruyor;

“Birbiriniz hakkında gıybette bulunmayın. İçinizden herhangi biri, ölü bir din kardeşinizin etini yemeyi sever mi? Hiç şüphesiz bu iğrenç bulacağınız bir şeydir.” (Hucûrât sûresi 12.)

>> Gıybet nedir?
>> Koğuculuk nedir?
>> Dedikodu yapanların başına gelen 3 felaket
>> Dedikodunun tövbesi nasıl yapılır?

Peygamberimiz (sallallahualeyhivesellem) şöyle buyuruyor;

“Her Müslüman’ın diğer Müslümanlara kanı, malı ve ırzı haramdır.”

Yine Peygamberimiz (sallallahualeyhivesellem) Dedikodu, gıybet ve koğuculuğun kötülükleri konusu ile ilgili şöyle buyurmaktadır;

“Dedikodudan sakınınız, çünkü dedikodu zinadan daha ağır bir günahtır. Zira zina eden bir kimse tevbe edince tevbesi Allah tarafından kabul edilebilir. Fakat dedikodusu yapılan kimse affetmedikçe dedikoducunun affedilmesi mümkün değildir.”

Âlimler, başkasını gıybet eden kimsenin sapan kuran bir çocuğa benzediğini söylerler. Bu çocuğun sağa sola taş atması gibi gıybetçi de iyi amelini öteye beriye savurur.

Kabir azabından korunmak için dedikodu yapmaktan sakının!

Peygamberimiz (sallallahualeyhivesellem) şöyle buyurur;

“Mümin kardeşini lekelemek gayesi ile arkadan çekiştiren kimseyi Ulu Allah kıyamet günü cehennem köprüsü üzerinde durdurur, sözünü geri almadıkça yoluna devam etmesine müsâade etmez.”

Gıybet nedir?

Dedikodu, gıybet ve koğuculuğun kötülükleri konusunda gıybetin tanımı ile ilgili Peygamberimiz (sallallahualeyhivesellem) şöyle buyurmaktadır;

“Gıybet, Müslüman kardeşini arkasından hoşuna gitmeyecek sözler ile anmadır.”
(Müslim, Birr ve Sıla 4/2001; Ebû Davud, Kitabu’l-Edeb 4/270 (4874))

Demek ki adamın arkasında isterse vücut eksikliğinden, ister soy asaletsizliğinden, ister sözünde ve davranışında var olduğu ileri sürülen bir kusurdan, isterse gerek din ve gerekse dünyası ile ilgili eksikliklerinden bahsedilsin, bunların hepsi dedikodudur. Hatta birinin elbisesinden, paltosundan veya atından küçümseyen bir edâ ile arkasından konuşmak, gıybettir.

Dedikodu, gıybet ve koğuculuğun kötülükleri
Öyle ki, selef-i sâlihinden önde gelenlerin misal vererek belirttiklerine göre, birinin arkasından “Elbisesi uzun veya kısa” diye konuşmak bile dedikodudur. Nerede kaldı ki, onun şahsiyeti hakkında rencide edici ifadeler kullanman!

Bildirildiğine göre bir gün bazı konularda bilgi edinmek üzere Peygamberimize kısa boylu bir kadın gelir. Kadın çıkınca Hz. Âişe (r.anha); “Allah kadına ne kadar kısa boy vermiş!” deyince Peygamberimiz (sallallahualeyhivesellem) ona; “Gıybet ettin Ya Âişe!” diye ihtâr buyururlar.(Ebû Davud 4/269 (4875); Tirmizî (2502); Ahmed b. Hanbel 6/206)

Dedikodu, gıybet ve koğuculuğun kötülükleri

Peygamberimiz (sallallahualeyhivesellem) şöyle buyurur;

Dedikodu, gıybet ve koğuculuğun kötülükleri konusunda dedikodu’nun ile ilgili Peygamberimiz (sallallahualeyhivesellem) şöyle buyurmaktadır.

Aman dedikodudan kaçınınız, çünkü o üç âfet getirir;

  1. Dedikoducunun duâsı kabul edilmez.
  2. İyi ameli kabul edilmez.
  3. Kötülükleri birikir.

Koğuculuk nedir?

Koğuculuk, bir kimseden başka bir kimseye söz taşıma anlamına gelmektedir.

Peygamberimiz (sallallahualeyhivesellem) koğuculuğu kınarken şöyle buyurur;

“Kıyamet günü insanların en kötüsü, birine bir yüzü ile öbürüne başka bir yüzü ile görünen ikiyüzlü kimselerdir, dünyada ikiyüzlü olanların kıyamet günü ateşten iki dili olacaktır.”
(Buharî, Kitabu’l-Edeb 6058; Müslim, Kiştabu’l-Birr ve’s-Sıla)

Dedikodu, gıybet ve koğuculuğun kötülükleri konusunda koğuculuğun kötülükleri ile ilgili Peygamberimiz (sallallahualeyhivesellem) buyurur ki;

“Koğucular (ondan ona söz taşıyanlar) cennete giremezler.”
(Buharî, Kitabu’l-Edeb 10/472 (6056), Müslim, Fezailü’s-Sahabe 2526)

Ebu Hafs’ül Kebir (rahimehullah) buyurur; “Bir yılın Ramazan orucunu tutmamayı, bir kişi hakkında dedikodu etmeye tercih ederim.” Bir fıkıh âlimi hakkında gıybet eden kimse, kıyamet günü alnında “Bu adam Allah’ın rahmetinden mahrum edilmiştir” yazısını taşıyarak gelir.

Enes İbn-i Malikin (r.a) rivayet ettiğine göre Dedikodu, gıybet ve koğuculuğun kötülükleri konusunda dedikodu’nun kötülükleri ile ilgili Peygamberimiz (sallallahualeyhivesellem) şöyle buyuruyor;

“Miraç’a çıkarıldığım gece tırnakları ile yüzlerini tırmalayan ve leş yiyen bir gruba rastladım. Cebrâil’e; “Bunlar kim?” diye sordum, bana, bunlar dünyada iken başkalarının ölü etini yiyenler (onun bunun hakkında dedikodu edenlerdir) diye cevap verdi.”
(Ebu Davud, Kitabu’l-Edeb 4/269 (4878), Ahmed b. Hanbel 13365)

Hasan (r.a) buyurur; “Yemin ederim ki, gıybet dine, koparılan bir et parçasının vücûda verdiği zarardan daha ağır zarar getirir.”

Ebu Hureyre (r.a) buyurur; “Mümin kardeşinizin gözündeki çöpü görürsünüz de, kendi gözünüzdeki merteği görmezsiniz.”

Bildirildiğine göre, bir gün Selmân-i Fârisî (r.a) Ebu Bekir ve Ömer ile (Allah onlardan râzı olsun) birlikte sefere çıkmıştı, Selman yol arkadaşlarına yemek pişiriyordu. Bir yerde mola verdiler, fakat Selman yiyecek bir şey hazırlamamıştı.

Bunun üzerine, O’nu yanında yiyecek bir şey var mı, yok mu baksın ve varsa alsın gelsin diye Peygamberimize gönderdiler. Selman, yiyecek bir şey bulamayarak arkadaşlarının yanına eli boş dönünce Ebu Bekir ile Ömer kendi aralarında onun için; “Selman su almak üzere falan kuyuya varsa kuyu kurur” dediler. Bunun üzerine şu âyet indi;

“Birbirinizin arkasından dedikodu yapmayın, sizden birisi ölü bir din kardeşinin etini yemek ister mi? Hiç şüphesiz bundan tiksinirsiniz.”
(Hucûrat sûresi 12.)

Ebu Hureyre’den (r.a) rivâyet edildiğine göre, Dedikodu, gıybet ve koğuculuğun kötülükleri konusunda yine dedikodu’nun kötülükleri ile ilgili Peygamberimiz (sallallahualeyhivesellem) şöyle buyuruyor,

“Dünyada mümin kardeşinin etini yiyen (onun hakkında dedikodu yapan) kimsenin önüne kıyamet günü dedikodusunu yaptığı kardeşinin leşi getirilir ve ona; Ye şimdi bu leşi, dünyada iken dirisini yemiştin” denir.
(Taberânî, Evsat 1656; Heysemî, Mecmeu’z-Zevâid 8/92)

Arkasından Peygamberimiz (sallallahualeyhivesellem) şu âyeti okudu; “Sizden birisi, ölü kardeşinin etini yemek ister mi?”

Cabir İbn-i Abdullah el-Ensarî (rahimehullah) der ki; “Peygamberimiz zamanında dedikodu olunca derhal kokusu duyulurdu, çünkü gayet seyrekti. Fakat şimdi dedikodu öyle çoğaldı ki, bütün burunlar koku ile doldu, o yüzden artık kokusu fark edilmez oldu. Tıpkı şunun gibi. Derici atölyesine giren birini düşünün, adam kokunun ağırlığı yüzünden orada fazla kalamaz. Oysa atölyede çalışanlar hiçbir rahatsızlık duymadan orada yerler, içerler, buranları alıştığı için kokuşmuş deri kokusunu duymazlar. İşte dedikodunun günümüzdeki durumu da böyledir.”

Kâb (r.a) der ki; “Bir kitapta okuduğuma göre dedikodudan tevbe edenler cennete en arkadan girerler. Öte yandan dedikoduculukta ısrar ederek ölenler de herkesten önce cehenneme girerler.”

ilim köşesi

Ulu Allah (c.c) buyuruyor ki;

‘Gerek birinin arkasından atıp tutanların (hümeze) ve gerekse başkalarına, yüzlerine karşı hakaret edenlerin (lümeze) her ikisinin de vay hâline!’ (Hümeze sûresi; 1)

Bu âyet-i kerime, Velid İbn-i Muğire hakkında nâzil oldu. Çünkü Peygamberimize (sallallahualeyhivesellem) ve bütün Müslümanlara yüzlerine karşı alay ve hakaret ediyordu.

Bilindiği gibi husûsî bir nüzul sebebine dayanan âyet-i kerime’nin hükmü umûmî olabilir.

Dedikodu, gıybet ve koğuculuğun kötülükleri konusunda dedikodu ile ilgili Peygamberimiz (sallallahualeyhivesellem) buyuruyor ki;

“Aman dedikodudan kaçınınız, çünkü o zinadan daha ağır bir günahtır.” Sahabîler Peygamberimize; “Dedikodu nasıl olur da zinadan daha ağır olabilir?” diye sordular. Peygamberimiz (sallallahualeyhivesellem) bu soruya; “Çünkü insan zina edip tevbe edince Allah tevbesini kabul eder, fakat hakkında dedikodu yapılan kimse bağışlamadıkça dedikoducunun affedilmesi mümkün değildir.”
(Mecmeu’z-Zevâid 8/91)

Dedikodunun tövbesi nasıl yapılır?

Dedikodu yapan kimse önce pişmanlık duyup tevbe etmelidir, böylece, Allah hakkından kurtulmuş olur. Arkasından da hakkında dedikodu yaptığı kimseden de helâllik alması gerekir, eğer adam hakkını helâl ederse ancak o zaman kul hakkından kurtulmuş olabilir. Allah bizleri dedikodunun kötülüklerinden korusun.

Zina konusunda da hüküm böyledir. Yani evli bir kadınla zina eden kimse, kadın kocası olup biteni duymadan tevbe ettiği takdirde tevbesi kabul edile*; bilir, fakat kadının kocası durumu öğrendikten sonra tevbenin kabul edilebilmesi için, aldatılan kocanın hakkını helâl etmesi gerekir. Yerine getirilmei yen namaz, oruç, zekât ve hac borçları, bu borçlar kaza edilmedikçe tevbe & ortadan kalkmaz. Doğrusunu Allah bilir.

Allah bizleri Dedikodu, gıybet ve koğuculuğun kötülükleri’nden muhafaza eylesin.

Dedikodu, gıybet ve koğuculuğun kötülükleri, konusu için kaynak alınan eser;
[Kalplerin keşfi – İmam Gazalî]

Yorum Yap