Editörün Seçtikleri İlim Köşesi

Haset etmek ve haset etmenin zararları

Haset etmek ve haset etmenin zararları konusunda ilk olarak haset nedir onu belirtelim,

Haset etmek; Kişinin bir kimsede bulunan ev,mal,mülk,ilim ve hayırlı bir iş gibi şeylerin ondan giderek  kendinde olmasını istemesidir. Fakat onda olduğu halde kendindede olmasını istemesi hasete dahil değildir buna gıpta denir.

Haset etmek ve haset etmenin zararları

HASET: ÇEKEMEMEZLİK

Gizli Düşmanlık

Yezîd er-Rekkâşî’nin Hasan-ı Basri’den naklettiğine göre Resûl-i Ekrem (sallallahualeyhivesellem) şöyle buyurmuştur:

‘Kalbinde gizli düşmanlıklar beslemek ve hasetçilik, ateşin odunu yakıp kül ettiği gibi kulun yaptığı iyilikleri yok eder’
(Münâvî, Feyzü’l-Kadîr, 4/413.)

Abdurrahman b. Muâviye’nin rivayet ettiği bir hadiste Resûl-i Ekrem (sallallahualeyhivesellem) şöyle buyurdu:

Üç şey vardır kikimse onlardan kurtulamaz; mutlaka bulaşır. Bunlar: Suizan, haset ve uğursuz saymadır. Sahabelerden biri sordu:

–    Ey Allah’ın Resûlü! Bunlardan kurtuluş yolu yok mu?

Resûlullah (sallallahualeyhivesellem) şöyle buyurdu:

–    Haset ettiğin zaman haddini aşma. Suizanna kapıldığın zaman bunun gerçek olduğunu düşünerek hareket etme. Bir şeyi uğursuz zannettiğin zaman ona takılma, geç git.
(Heysemî, Mecmua’z-Zevâid, 8/78; Münâvî, Feyzü’l-Kadîr, 3/304)

“Haset ettiğin zaman haddi aşma” demek, kalbinde bir haset olduğu zaman onu açığa vurma. Kalbindeki o çirkin düşünceleri uygulamaya koyma. Zira Allah (c.c) kalbinde olanları dilinle veya herhangi bir şekilde uygulamaya koymadıkça seni onlardan sorumlu tutmaz, demektir.
“Bir zanna kapıldığında onun gerçek olduğunu düşünme” demek, bir müslüman hakkında suizanda bulunduğun zaman, gözünle görmedikçe onu gerçek kabul etme, demektir. “Bir şeyi uğursuz zannettiğin zaman ona takılma, geç git” demek, vehmince uğursuz saydığın şeyleri gördüğünde, onlara hiç aldırış etmeden yoluna devam et, demektir.

Rivayet edildiğine göre Resûlullah (sallallahualeyhivesellem) hayra yormayı sever, uğursuzluğu ve uğursuz saymayı da çirkin görürdü.

İbn Abbâs (r.anhümâ) demiştir ki: “İnsanların uğursuz saydığı bir kuşun sesini işittiğin ve sebeple kalbine bu yönde bir vesvese geldiği zaman, ‘Allahım! Bütün kuşlar elbette şenindir. Senin emrin olmadan hiçbir kuş ötmez. Hayırlar senin hayrındır (senin iznin olmadan hayır olmaz). Senden başka ilâh yoktur. Güç, kuvvet ve kudret sana mahsustur.’ de ve yoluna devam et.”

Haset etmek ve haset etmenin zararları ile ilgili,
Ebû Hüreyre’nin rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Nebî (sallallahualeyhivesellem) şöyle buyurmuştur:

‘Birbirinize karşı nefret beslemeyin, birbirinize haset etmeyin ve birbirinize karşı fiyat kızıştırmayın. Allah’ın kulları kardeş olun.’
(Buhârî, nr. 6064; Müslim, 2564)

Muâviye b. Ebû Süfyân (r.a) oğluna şu tavsiyeyi yapmıştı: “Oğlum! Haset etmekten sakın. Zira onun zararı düşmanında belirmeden önce sende ortaya çıkar.”

Haset etmek ve haset etmenin zararları

“Kötülükler arasında haset kadar zararlısı yoktur. Çünkü haset sahibinin başına şu tehlikeleri getirir:

1.    Tükenmek bilmeyen bir keder hali.

2.    Sevap namına hiçbir karşılığı olmayan bir belaya düşme.

3.    İnsanlar tarafından kötülenme.

4.    Rabbinin öfkesini kazanma.

5.    İlahi yardım kapılarının yüzüne kapatılması.”

Hz. Peygamber (sallallahualeyhivesellem) buyurdu ki:

“Haberiniz olsun, Allah’ın nimetinin de düşmanları vardır.

Bunun üzerine, ‘Allah’ın nimetlerinin düşmanı kimdir ey Allah’ın Resûlü!’ diye soruldu. Resûlullah (sallallahualeyhivesellem) buyurdu ki:

Allah’ın cömertliği gereği ihsan ettiği kimselere haset edenler.”
(Bk. Heysemî, ez-Zevâid, 8/195.)

Anlatıldığına göre Mâlik b. Dinâr şöyle demiştir: “Ben okumuş insanların sıradan halka karşı yaptıkları şahitliği kabul ederim, ancak okumuşların birbirlerine olan şahitliklerini kabul etmem. Çünkü onların çoğunun birbirlerine haset ettiklerini gördüm.”

Haset etmek ve haset etmenin zararları ile ilgili,
Ebû Hüreyre’den (r.a) rivayet olunduğuna göre, bir seferinde Resûlullah (sallallahualeyhivesellem),

“Kıyamet günü altı sınıf insan şu altı şey sebebiyle hiç sorgu sualle uğramadan cehenneme girecektir”
demiştir. Bunların kim olduklarının sorulması üzerine şöyle açıklamıştır:

1.    Benden sonra gelip de zülüm yapan Valiler.

2.    Irkçılık davası güdenler.

3.    Başkanlar, ağalar, kibirleri yüzünden.

4.    Tüccarlar, yaptıkları aldatmalar yüzünden.

5.    Cahilliklerini gidermeyen köylüler, cehaletleri yüzünden.

6.    İlim ehli kimseler, birbirlerine hasetleri sebebiyle.”
(Bk. Deylemî, Müsnedü’l-Firdevs, nr. 3309)

Yani dünyalik isteyen âlimler birbirlerine haset ederler.

O halde ilim ehli kişi, ilmi ahireti için öğrenmelidir. Şayet böyle yaparsa kimseye haset etmeyeceği gibi ona da haset eden olmaz. İlmi dünyalık elde etmek için öğrenirse, işte o zaman haset sahibi biri olur. Nitekim Allah Teâlâ Kitabı’nda Yahudi âlimleri için, “Yoksa onlar, Allah’ın lütfundan verdiği şeyler için insanlara haset mi ediyorlar?”(Nisâ 4/54.) buyurmuştur. Yahudiler Resûlullah’ı ve ashabını kıskanınca, “Eğer o bir peygamber olsaydı, birden çok hanımı olmazdı” gibi batıl bir iddia ileri sürdüler. Bunun üzerine az önce zikrettiğimiz ayet nazil oldu.

Haset İşlenen Günahların İlkidir

Hikmet ehli bir zat Haset etmek ve haset etmenin zararları ile ilgili demiştir ki: “Hasetten şiddetle sakınınız. Çünkü o gerek yeryüzünde, gerekse gökyüzünde işlenen günahların ilkidir. Âdem’e (a.s) secde etmemekle gökyüzünde ilk günahı işleyen kişi İblis olmuştur. Kendisine ‘Âdem’e secde et’ emri verildiği zaman, Âdem’e haset etmiş ve, ”Ben ondan daha üstünüm. Çünkü beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın, dedi.” (A’raf 12) Allah (c.c) ona, bu yaptığı sebebiyle lânet etti.

Yeryüzünde ilk işlenen günah yine haset sebebiyle işlenmiştir. Âdem’in (a.s) oğlu Kâbil, kardeşi Hâbil’i çekemeyince onu öldürmüştür. Ayet-i kerimede onun durumu şöyle anlatılır:

”Onlara, Âdem’in iki oğlunun haberini gerçek olarak anlat: Hani birer kurban takdim etmişlerdi de birisininki kabul edilmiş, diğerinki ise kabul edilmemişti. (Kurbanı kabul edilmeyen kardeş, kıskançlık yüzünden), ‘Andolsun seni öldüreceğim’ dedi. Diğeri de, ‘Allah ancak takva sahiplerininkini kabul eder’ dedi.”
(Mâide 27)

Rivayet edildiğine göre Ahnef b. Kays (rah) demiştir ki: “Hasetçi kimseye rahat yoktur. Cimrinin vefası yoktur. Bıkkının ve sabırsınızın dostu olmaz. Yalancıdan mürüvvet, insanlık beklenmez. Hainin görüşüne itibar edilmez. Ahlâkı kötü olandan efendi olmaz.”

Muhammed b. Şîrîn (rah) demiştir ki:

“Şu zamana kadar hiç kimseye haset etmedim. Eğer bir kimse cennet ehli ise ona nasıl haset edebilirim ki? Zira o cennete gidecektir. Şayet cehenneme gidecekse neden haset edeyim ki? Neden cehenneme gidecek olan birine haset edeyim, kıskançlık duyayım?”

Üç kimsenin duası kabul olunmaz: Haram yiyen, devamlı gıybet yapan ve kalbinde müslümanlara karşı düşmanlık ve haset taşıyan kimse.

Haset etmek ve haset etmenin zararları, konusu için kaynak alınan eser;
[Ebü’l – Leys es-Semerkandî (Tenbîhül Gâfılîn) Gafletten Uyanış – Tercüme Muhammed Taha ]

Yorum Yap