Editörün Seçtikleri İlim Köşesi

Münker ve Nekir’in sorguları – mümin ve kafirlerin halleri

Münker ve Nekir’in Sorguları ile ilgili Hz. Ömer’in (r.a) rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Resûl-i Ekrem (sallallahualeyhivesellem) şöyle buyurmuştur;

“Mümin kabre konulduğu zaman Münker ve Nekir melekleri yanına gelirler. Onu oturtup sorular sormaya başlarlar.(Münker ve Nekir’in Sorguları başlar.) Ölen kişi ise henüz kabrinin üzerine toprakla örtüp oradan ayrılanların ayak seslerini işitmektedir. Münker ve Nekir ilk olarak ona,

  • Rabbin kim, dinin ne, peygamberin kim? sorularını sorarlar. Mümin,
  • Rabbim Allah, dinim İslâm, Peygamberim de Hz. Muhammed (sallallahualeyhivesellem), diye cevap verir. Münker-Nekir,
  • Allah (c.c) seni doğrular üzerine sabit kıldı. Şimdi gözün aydın, rahat ve huzurlu bir şekilde uyu, derler.

İşte bu, yüce Allah’ın (c.c), ”Allah iman edenleri dünya hayatında da, ahiret hayatında da değişmeyen sözle sağlam ve kararlı kılar.” (İbrahim 14/27) ayeti kerimesinde ifade edilen manadır;

Kâfir ya da münafık kabre girdiği Münker ve Nekir’in Sorguları başlar ve onlara şunları sorar,

  • Rabbin kim, dinin ne, peygamberin kim? sorularını sorarlar. Onun ise, “Bilmiyorum” demekten başka cevabı yoktur. Melekler ona,
  • Bilemedin, derler. Sonra onu demir tokmaklarla dövmeye başlarlar. Öyle ki, bu tokmaklardan çıkan sesi insan ve cinlerden başka yerdeki ve gökteki bütün mahlûkat işitir.”(Tîrmizî, nr. 1071; Âcurrî, eş-Şeria, nr. 365; İbn Ebî Âsım, es-Sünne, nr. 864; Beyhakî, İsbâtü Azâbi’l-Kabr, nr. 68.)

Münker ve Nekir’in sorguları

Münker ve Nekir’in Sorguları, kabire gelişi ve görünüşü ile ilgili;

İbn Ömer (r.a) rivayet ediyor:

“Resûlullah (sallallahualeyhivesellem) Ömer’e (r.a) hitaben şöyle dedi:

–    Ey Ömer! Kabrin korkutucu iki meleği olan Münker ve Nekir gelir. Sesleri, yeri göğü sarsan gök gürültüsü, bakışları ise gözleri kamaştıran şimşek gibidir. Uzunluğundan ötürü saçları yerlere değer. Dişleriyle toprağı kazarlar. İnsanı korkutur ve ürkütürler. İşte o zaman halin nice olur!

Hz. Ömer (r.a) sorar:

Ey Allah’ın Resûlü! O zaman aklım şimdiki gibi başımda olacak mı? Resûlullah (s.a.v)

–    Evet, diye karşılık verince Hz. Ömer,

–    O zaman Allah’ın izniyle onların üstesinden gelirim, dedi.

Bunun üzerine Nebî (sallallahualeyhivesellem),

–    Gerçekten Ömer bu işte muvaffak olmuştur (olacaktır), buyurdular.” (Beyhakî, İsbâtü Azâbi’l-Kabr, nr. 116)

Ebû Hüreyre (r.a) rivayet ediyor, Resûlullah Efendimiz (sallallahualeyhivesellem) şöyle buyurdular:

“Ölen her kişi yüksek sesle bağırır-çağırır, sayha atar. Yakınında bulunan bütün hayvanlar onun sesini işitirler, fakat insanlar duyamaz, Şayet duysalardı düşüp bayılırlardı. Kabrine doğru götürüldüğünde, bu  kişi iyilerden ise,

– Beni çabuk götürün. Eğer benim için neler hazırlandığını bir bilseydiniz, elbette acele ederdiniz, der.

Şayet kötülerden biri ise söyle der:

– Beni götürmekte acele etmeyiniz. Orada benim için hazırlanan azabı bir bilseydiniz elbette acele etmezdiniz.

Kul öldüğü zaman kabrine, siyah tenli, yeşil gözlü, birinin adı Münker, diğerininki Nekîr olan iki melek gelir. Başucunda dikilirler. Kişinin kılmış olduğu namazlar dile gelerek,

–    Bu kişiye benim tarafımdan yanaşamazsmız. Zira bu adam sırf şu kabir için nice kereler uykusuz sabahladı, namaz kıldı, derler.

Sonra melekler adama ayaklarının bulunduğu yönden yanaşmak isterler. Adamın anne ve babasına yaptığı iyilikler dile gelir ve derler ki:

–    Bizim tarafımızdan yanaşamazsmız. Zira bu adam sırf şu kabir korkusundan anne babasına çok iyi davrandı.

Melekler daha sonra adamın sağ yanından yanaşmak isterler. Bu sefer melekleri adamın verdiği sadakalar karışalar.

–    Bu adam kabrin felâketlerinden korunmak için beni insanlara dağıttı, der.

Sonra melekler adamın sol tarafından yanaşmak ister. Orada tuttuğu oruçlar onları karşılar. Derler ki:

–    Bu adam kabir azabından korunmak için aç ve susuz kaldı. Bu taraftan yanaşamazsmız.

Ardından bu adam uyuyan bir kişinin uyandırılması gibi kendisine gelmesi sağlanır. (Münker ve Nekir’in sorguları’nda) Adama,

–    Muhammed, denilen kişi hakkında ne dersin? diye sorarlar.

–    Ben şehadet ederim ki, o Allah’ın peygamberidir, diye cevap verir. Bu cevap üzerine Münker ve Nekir ona şöyle söylerler:

– Mümin olarak yaşadın, mümin olarak öldün.

Daha sonra kabri ona genişletilir ve Allah’ın dileği kadar nimet ve ihsan verilir.”(Heysemî, ez-Zevâid, 7/180; Hakîm Tirmizî, Nevâdirü’l-Usûl, s. 324; İIsbehâni, et-Tergîb ve’t-Terhîb, nr. 1655.)

Allah’tan dileğimiz, razı olacağı şeylerde bizi muvaffak kılması ve bizi korumasıdır. Nefsimizin heva ve hevesine uymaktan, sapıtmaktan ve saptırıcı şeylere dalmaktan O’na sığınırız. Gafletten ve kabir azabından yine O’na sığınırız. Zira Hz. Peygamber de (sallallahualeyhivesellem) kabir azabından Rabbine sığınırdı. (Hz. Âişe (r.anh) der ki: “Resûlullah (s.a.v) her namazın peşinden, ‘Allahım! Kabir azabından sana sığırım’ diye duada bulunurdu.” Hadis için bk. Buhârî, nr. 832.)

Hz. Âişe (r.anhâ) anlatıyor:

“Ben, yahudi bir kadın evime gelinceye dek kabir azabının ne olduğunu bilmiyordum. Yahudi bir kadın evime geldi ve benden bir şeyler istedi. Ben de verdim. Bu kadın bana, “Allah seni kabir azabından korusun” anlamında bir dua da bulundu. Ben bunu Yahudi’lerin boş, safsata işlerinden biri zannettim. Daha sonra durumu Resûlullah’a (sallallahualeyhivesellem) anlattığımda, kabir azabının hak olduğunu söyledi.”(Buhârî, nr. 1372)

Müslüman kabir azabından Allah’a sığınmalı ve oraya girmeden önce salih ameller işleyerek hazırlıklı olmalıdır, insan dünya üzerinde olduğu sürece amel edebilir. Kabre girdiğinde dünyaya dönüp bir tanecik de olsa iyilik yapma temennisinde bulunur ancak buna izin verilmez. Hasret ve pişmanlık içinde kıyameti bekler durur.

Kabir azabından koruyan amelleri öğrenmek için tıklayınız

Akıllı olan kimse ölümü ve ölenlerin halini düşünür. Çünkü onlar devamlı olarak, “Bir kerelik de olsa izin verin; iki rekât namaz kılalım; bir kereye mahsus da olsa ‘lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlullah’ diyelim; bir kere de olsa Allah’ı zikredelim” diye yalvarır dururlar. Fakat bunu yapmalarına izin verilmez. Ölüler, hayattakilerin günlerini nasıl da gaflet ve boş şeyler peşinde tükettiklerine şaşar kalırlar.

Ey kardeşim! Günlerini boş geçirme. Sen şimdi hürsün, irade sahibisin. Buna sahip olduğun müddetçe ahiretin için kazanç sağlayabilirsin. Dikkat et! Ahiret pazarı kesattır. O günün sermayesini bu günden hazırla. Gün gelir bu sermayen büyük kıymet kazanır. Öyleyse, o gün için çok çalış sermayeni artır. Zira kabre girdikten sonra onları yapmaya takatin olmayacaktır.

Yüce Mevlâ’dan bizi o zorlu güne hazırlanmayı ihsan etmesini diliyor, pişman olanlardan olmamayı temenni ediyoruz. Rabbimiz bizi tekrar dünyaya dönmeyi isteyenlerden kılmasın. Bize ve tüm müslümanlara kabir hayatının sıkıntılarını kolaylaştırsın. Âmin…

Münker ve Nekir’in sorguları, konusu için kaynak alınan eser;
[Ebü’l – Leys es-Semerkandî (Tenbîhül Gâfılîn) Gafletten Uyanış – Tercüme Muhammed Taha ]

1 yorum

  • Allah razı olsun bilgilendirdiğiniz için Allah hepimizin kabrini genişletsin sorulara rahatlıkla cevap verebilmeyi nasip etsin.

Yorum Yap