İlim Köşesi Namaz - Abdest

Namazı huşu ile kılmak

Namazı huşu ile kılmak, ile ilgili Ulu Allah (c.c) buyuruyor ki;

“Namazlarında huşu içinde olan müminler kurtuluşa ermişlerdir.”
(Mü’minûn sûresi; 1-2)

Namazı huşu ile kılmak

Huşu nedir?

Dil âlimleri “huşû” kelimesini “korkmak” ve “çekinmek” gibi kalp eylemlerinden sayar, bazıları da “sükûnet”, “öteye-beriye bakmamak” ve “oynamamak” gibi davranış eylemlerinden kabul eder.

Fıkıh âlimleri “huşû”un namazın farzlarından mı olduğu, yoksa faziletlerinden mi sayılması gerektiği hususunda anlaşmazlık hâlindedirler, her iki görüşü de ileri sürenler vardır. Birinci görüşü savunanlar şu hadis ve âyete dayanıyorlar. Peygamberimiz (sallallahualeyhivesellem) buyuruyor ki;

”Kulun ancak aklı tam yerinde iken kıldığı namaz, namaz yerine geçer.”

Ulu Allah (c.c) buyuruyor ki;

“Namazı beni hatırlamak için kıl!” (Tâ-hâ sûresi; 14)

İlk görüşü savunanlara göre gaflet hâli “zikir” ile yani Allah’ı hatırda tutma eylemi ile bağdaşmaz, bu yüzden Ulu Allah (c.c);

“Sakın gafillerden olma!” (A’raf sûresi; 205) diye buyurur.

Beyhakî’nin Muhammed İbn-i Şirin (r.a)’den rivâyetine göre Muhammed İbn-i Şirin (r.a) şöyle demiştir; “Haber aldım ki Peygamberimiz (sallallahualeyhivesellem) namaz kılarken gözlerini havaya kaldırdığı için bu âyet inmiştir.” Abdurrezzak’ın (r.a) aynı konudaki rivâyetinde bu âyet inince Peygamberimizin kendisine namazda huşu içinde olmasını ve gözlerini secde yerinden ayırmamasını emrettiği ilâve edilmektedir.

Hâkim ve Beyhakî’nin birlikte Ebu Hureyre (r.a)’den naklettiklerine göre Peygamberimiz (sallallahualeyhivesellem) namaz kıldığı vakit gözlerini semaya dikerdi. Bunun üzerine kendisine yukarıdaki âyet inmiş, o da hemen başını eğmişti.

Hasan’dan (r.a) rivayet edildiğine göre Peygamberimiz (sallallahualeyhivesellem) şöyle buyuruyor,

“Beş vakit namaz, birinizin evinin önünden akan suyu çok bir nehir gibidir, her gün beş kere bu nehre girip yıkanırsa üzerinde kir namına bir şey kalabilir mi?”
(Hâkim, Müstedrek 2/426)

Peygamberimiz (sallallahualeyhivesellem) demek istiyor ki, büyükleri dışında bütün günahları, geride hiçbir şey bırakmamak üzere, beş vakit namaz giderir. Elbette ki bu durum, namazı huşu ile kılmak ve namazda kalp huzurunun sağlanması ile söz konusudur, böyle olmayan namaz da zaten sahibine iade edilir.

Namazı huşu ile kılmak

Namazı huşu ile kılmak konusu ile ilgili Peygamberimiz (sallallahualeyhivesellem buyuruyor ki;

“Dünyanın her şeyi ile ilgisini keserek iki rekât namaz kılan kimsenin geçmiş bütün günahları affedilir.”
(Müslim, Kitabu’l-Mesâcid 668; Dârimî, Kitabu’s-Salât 1182)

Yine Peygamberimiz (sallallahualeyhivesellem) şöyle buyuruyor;

“Namaz kılmak, hacca gitmek, Beytullah’ı tavaf etmek ve diğer usulü belirlenen ibadetler, Allah’ı hatırda tutmayı sağlamak için emredilmiştir. Hatırlanan hakkındaki asıl amaç ve hedef O’dur kalbinde saygı ve ürperme bulunmayınca böyle bir hatırlamalının (zikrin) ne kıymeti vardır?”
(Müttefekun Aleyh, Buhârî, 108; Müslim 226)

Peygamberimiz (sallallahualeyhivesellem) buyuruyor ki;

“Kötü ve çirkin davranışlardan sahibini alıkoyamayan namaz kulun Allah’tan daha çok uzaklaşmasına sebep olur.”
(Ebû Davud, 1888; Tirmizî, 902; Dârimî 1853)

Bekir İbn-i Abdullah (r.a) der ki; “Ey insanoğlu! Allah’ın huzuruna izinsiz girip kendisi ile tercümansız konuşmak istersen bunu yapabilirsin.” Kendisine; “Bu nasıl olabilir?” diye sorarlar. Bekir İbn-i Abdullah (r.a) şöyle cevap verir; “Güzelce bir abdest alırsın ve namaz yerine gidersin. İşte o anda Allah’ın huzuruna izinsiz girmiş, tercümansız O’nunla konuşmuş olursun.”

Hz. Âişe (r.anha) diyor ki; “Resulullah (sallallahualyehivesellem) ile karşılıklı konuşurduk. O bize bir şey der, biz de O’na karşılığında bir şey söylerdik. Fakat namaz vakti girince Allah’ın azameti ile öylesine meşgul olurdu ki, sanki ne O bizi tanır ve ne de biz O’nu tanır olurduk.”

Peygamberimiz (sallallahualeyhivesellem) buyuruyor ki;

“Allah, kulun kalbi ile bedenini birlikte hazırlayarak kılmadığı namazın tarafına bakmaz.”

Allah’ın dostu Hz. İbrahim (a.s) namaza durduğu zaman iki mil uzaktan kalbinin atışı duyulurdu.

Said ül-Tenuhî (rahimehullahu) namaz kılarken yanağından sakalına süzülen gözyaşları dinmezdi.

Peygamberimiz (sallallahualeyhivesellem) adamın birini namazda sakalı ile oynarkenken gördü ve;

“Eğer bu adamın kalbi Allah korkusu taşısa âzâları da taşırdı.” diye buyurdu.

Anlatıldığına göre Hz. Ali (kerremellahu vechehu) namaz vakti girince titremeye başlar, rengi atardı. “Ne oluyor sana, ya Emirü’l-Müminin?” dediklerinde; “Göklere yere ve dağlara arz edilince ürkerek yüklenmekten çekindikleri hâlde benim üzerime aldığım emânetin vakti geldi.” diye cevap verirdi.

Rivâyete göre namazı huşu içinde kılmanın önemi ile ilgili Ali İbn-i Hüseyin (rahimehullahu) abdest alırken rengi sararırdı, yakınları ona; “Abdest alırken sana niye böyle oluyor?” diye sorarlar. 0 da şu cevabı verirdi; “Kimin karşısına dikilmek istediğimi biliyor musunuz?”

Rivâyete göre Hatem ül-Asam (r.a)’a namazı nasıl kıldığı hakkında soru soruldu, o da şöyle cevap verdi; “Namaz vakti girince güzel bir şekilde abdest alır, namaz kılacağım yere varırım, âzâlarımı yerine otursun diye önce bir müddet otururum. Sonra kalkar, kaşlarımın arasında Kabe, ayaklarımın altında Sırat Köprüsü, sağımda cennet, solumda cehennem, arkamda ölüm meleği olan Azrail varmış gibi farz ederek ve kılacağım son namazmış gibi kabul ederek korku ve ümit arası bir ruh hâli içinde usulüne uygun bir tekbir alarak namaza dururum.
Düzenli bir şekilde “Fatiha” ve “Zammı sûre” okurum, tevazu içinde rükûa vararak huşû içinde secdeye kapanırım. Sonra sol ayağımın dışını yere, sağ ayağımı başparmak üzere dikerek bağdaş kurar, otururum, bu yaptıklarıma ihlâs hâlini katarım. Sonunda kıldığım namaz acaba kabul oldu mu, yoksa olmadı mı bilemem.”

İbn-i Abbas (r.anhuma) der ki; “Tefekkür hâli içinde kılman ne uzun ne kısa (orta) iki rekâtlık namaz, başıboş bir kalp ile kılman bir gecelik namazdan daha hayırlıdır.”

Peygamberimiz (sallallahualeyhivesellem) buyuruyor ki;

“Ahır zamanda ümmetimden öyleleri gelecek ki, camilere varacak, halka kurup oturacaklar. Dillerinden dünya ve dünya sevgisi düşmeyecektir. Öyleleri ile oturup kalkmayın, Allah’ın onlara hiçbir haceti yoktur.”
(İbn Mübarek, Zühd 1/419; Beyhakî, Sünenü’l-Kübra 2/285)

Hasan El Basri’den (r.a) rivayet edildiğine göre; “Peygamberimiz (sallallahualeyhivesellem) bir gün; “Size insanlar arasında en çirkin hırsız kimdir, haber vereyim mi?” diye buyurdu. Orada bulunanlar; “Kimdir ya Resulullah?” diye sordular. Peygamberimiz (sallallahualeyhivesellem); “Namazından çalandır.” diye cevap verdi. Oradakiler; “Namazından çalması nasıl olur?” diye sordular. Peygamberimiz (sallallahualeyhivesellem); “Namazın rükû’unu ve secdesini eksik yaparak” cevabını verdi.(Kurtubî,Tefsir-i Kurtubî 12/277)
Namazı huşu ile kılmak‘tan uzak kimseler secde ve ruku’nun önemindende büyük ölçüde uzak olan kişilerdir. Kul’un Rabbine en yakın olduğu hal secde halidir. Secde ve Ruku’larda her zaman daha dikkatli olmamız gerekir.

Peygamberimiz (sallallahualeyhivesellem) buyuruyor ki;

“Kıyamet günü kul, ilk önce namazdan hesaba çekilecektir. Namazdan yana bir eksiği çıkmadığı takdirde hesaplaşması kolay geçer. Fakat eğer namazdan yana bir eksiği çıkarsa Ulu Allah (c.c) meleklerine; “Bu kulumun nafile ibadetleri varsa ondan borca kalmış farzları yerine koyun” diye buyurur.”
(Tayaiisî, Müsned 2219; Aclûnî, Keşftı’l-Hafa 359; Hâkim, 1/229)

Peygamberimiz (sallallahualeyhivesellem) buyuruyor ki;

“Bir kula verilebilecek en hayırlı hediye iki rekât namaz kılsın diye kendisine izin vermektir.”
(Tirmizî, Fezâilü’l-Kur’an 2911)

Namaza duracağı zaman Hz. Ömer’in (r.a) böğürleri titrer ve dişleri takırdardı. Bu hâlin sebebi kendisine sorulunca; “Emâneti yerine getirmenin ve farz borcunu ödemenin vakti geldi, bilmem ki, onu nasıl yerine getireceğim?” diye cevap verirdi.

Anlatıldığına göre Half İbn-i Eyyüb (r.a) bir gün namazda iken bir yerinden arı sokar. Sokulan yer kanar, fakat Half hiçbir şey duymaz.

Bu sırada İbn-i Said çıkagelir, Halfe üzerinden kan geldiğini bildirir de o da elbisesini yıkar. Ona sorarlar; “Nasıl oluyor, arı seni sokuyor, vücudunu kanatıyor da sen hiçbir şey duymuyorsun?”

0 da şu cevabı verir, “Melik ül-Cebbar olan Allah’ın huzurunda duran, başında Azrail dikilen, solunda cehennem ve ayaklarının altında Sırat Köprüsü bulunan kimse böyle bir şeyi nasıl duyabilir?”

Namazı huşu ile kılmak, konusu için kaynak alınan eser;
[Kalplerin keşfi – İmam Gazali]

Yorum Yap