Editörün Seçtikleri İlim Köşesi Namaz - Abdest

Namazı huşu ile kılmanın püf noktaları

Namazı huşu ile kılmanın püf noktaları; Mümin, namaz esnasında Yüce Allah’ı tazim edici, O’na karşı korku ve ümit içerisinde, kusurlarından ötürü mahcup bir hâl üzeredir. Onu bu ruh hâlinden çıkaran şeyler ise fikir dağınıklığı, hatıraların bölünmesi, kalbin münacattan uzaklaşması yani namazdan gafil olmasıdır. Namazda gafletten kurtulmak ve kalb huzurunu temin edebilmek için şu sebeplere uymak gereklidir:

Namazı huşu ile kılmanın püf noktaları

Namazı huşu ile kılmanın püf noktaları

a.) Dış Sebepler: Bu sebepler kulağın işittiği, gözün gördüğü şeylerdir, insan fikri, duyduğu ve gördüğü şeylere intikaller yaşar. Böylece de namazdaki huşu’ hâli korunamaz olur. Bunun önüne geçebilmek için namaz kılarken gözleri kapamak, karanlık ve sessiz bir ortamda namaz kılmak ve hissini meşgul edecek şeyleri terk etmek gibi vesileler zikredilebilir. Konuyla alâkalı rivayet edilen şu hâdise gayet manidardır:

Namazı huşu içinde kılmak ile ilgili; Hz. Peygamber, (sallallahualeyhivesellem) (kendisine Ebû Cehm tarafından getirilen) siyah ve nakışlı bir aba ile namaz kılmıştı. Namaz sonrası onu çıkarmış ve ‘Bunu Ebû Cehme götürün. Çünkü bu beni az önceki namazımda meşgul etti. Bana Ebû Cehmin (işlemesiz) abasını getirin, onu giyeyim.” demiştir. (Buhârî, salât 14; Ebû Davûd, libas 8)

b.) İç Sebepler: Bu iç sebepler, evvelki dış sebeplerden daha fazla kalbe tesir eden hususlardır. Dünya vadilerinde himmeti dağınık bir şekilde bulunan bir kimsenin düşüncesi hiçbir zaman bir merkezde toplanamaz. Böyle bir insanın gözlerini kapaması, karanlık ve sesssiz bir ortamda namaz kılması fayda vermez. Böyleleri, namazda okuduğu âyetlerin mânâlarını düşünmeli, ne yapıyor olduğunun şuurunda olmalı, Allah’ın huzurunda olma bilincini sürekli olarak kalbinde tutmaya çalışmalıdır. Namaza başlamadan önce âhireti, kıyamete ait bazı hâdiseleri düşünmek, yüce Allah’a yalvarıyor olma konumunu hep canlı tutmak gibi hususlar namazdaki huşu’a yardımcı olabilir.

Dünya sevgisini bırakmak namazı huşu içinde kılmak için önemlidir. Dünya sevgisi her hatanın başı, her türlü kusurun esası ve her türlü fesadın da kaynağıdır. Böyle olduğu için, kendi iç âleminde dünya sevgisini biriktiren insan, namazdaki münacatın kendisine lezzet vereceğini umarsa,yanılır. Çünkü dünya ile mutmain olup ferahlanan insan, Allah Teâlâ ve O’na yalvarıp yakarmadaki sevinci asla tadamaz. Kişinin himmeti, gözünün aydınlığı olan şeylerledir. Gözünün aydınlığı dünya ile olan kimsenin bütün kasdı da dünyaya olacaktır. Fakat bununla birlikte mücadeleyi terk etmek de doğru değildir. Kalbini tamamen namaza çevirmek, huşu’a engel olan sebepleri azaltmaya çalışmak gibi hususlar hastalığı bitiren acı ilaç gibidirler.

Ümmetin büyükleri bile kalben dünyayla meşgul olmadan iki rekât namaz kılabilme hususunda var güçleriyle çabalamışlardır.

Onların bile zorlandıkları böyle bir hususta bizim gibilerin muvaffak olabilmesi pek zordur. Keşke namazımızın yarısı veya üçte birisi bile böyle geçseydi, bu da bize kâfiydi. Ta ki böyle bir namazla biz, salih ameli kötüsüne karıştıran günâhkar kullardan sayılmış olurduk.

Bu ifade ile;

”Diğer bir kısmı ise, günahlarını itiraf ettiler. Bunlar salih amelle kötü ameli birbirine karıştırmışlardır. Umulur ki Allah tövbelerini kabul eder. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir..”

(Tevbe Suresi 9/102) ayetine işarette bulunulmuştur.

Yorum Yap