Editörün Seçtikleri İlim Köşesi

Recep ayı oruçları ve faziletleri

Recep ayı oruçları ve faziletleri konumuzda, Receb ayının hangi günlerinde nasıl oruç tutulur ve bu oruçların faziletleri nelerdir onları inceleyeceğiz. Ayrıca konumuzda Recep ayında çekilecek zikirler‘e (Recep ayının her on gün zikiri)ne erişebilirsiniz. Dilerseniz aşağıda belirttiğimiz sayfa içi linklerden istediğiniz günün orucuna ve faziletine ya da Recep ayındaki zikirlere doğrudan erişim sağlayabilirsiniz.

recep ayı oruçları

Recep ayı oruçları

Receb-î Şerîfîn, Birinci, İkinci ve Üçüncü günlerinin orucu


İbni Abbâs (Radıyallâhu Anhümâ) nın rivayet ettiği bir hadîs-i şerifte Rasûlüllâh (Sallallahualeyhivesellem) şöyle buyurmuştur:

“Recebin ilk gününün orucu üç senenin (günahlarının) keffaretidir. İkinci günün orucu iki senenin, üçüncü günün ki ise bir senenin keffaretidir.
Sonra her gün bir ay(lık bağışlanma)dır.”
(Ebû Muhammedel-Hallâl, no:10, sh:64;    el-Câmi ’u’s-Nebhânî,el-Fethu ’l-Kebîr, no:7290, 2/24)

Recep ayı oruçları ile ilgili Hadîs-i şerifte şöyle varid olmuştur:

“Recebin ilk gününü oruçla geçiren kimseden, cehennem gökle yer arası kadar uzaklaşır.”
(Safürî, Nüzhetü’l-mecâlis, 1/140)

Selâme ibni Kays (Radıyallâhu Anh)ın rivayet ettiği bir hadîs-i şerifte Rasûlüllâh (Sallallahualeyhivesellem) şöyle buyurmuştur:

“Recebin ilk günü oruç tutan kimseden günahları gökle-yer arası kadar uzaklaşır.”
(Abdülkâdir el-Geylânî, el-Ğunye, 1/327)

Enes ibnı Mâlik (Radıyallâhu Anh)dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Rasûlüllâh (Sallallahualeyhivesellem şöyle buyurmuştur:

“Recebin ilk günü oruç tutandan, Allâh iki senelik günahlarını sildirir.”
(Abdülkâdir el-Geylânî, el-Ğunye, 1/327)

Recep ayının ilk gününde tutulacak oruç ile ilgili, Ebû Zer (Radıyallâhu Anh)ın rivayet ettiği bir hadîs-i şerifte Rasûlüllâh (Sallallahualeyhivesellem) şöyle buyurmuştur:

“Recebin ilk günü oruç tutan kimse(nin bu orucu) bir aylık, oruca denk, olur.” (Abdülkâdir el-Geylânî, el-Ğunye, 1/327; Ali el-Müttakî, Kenzü ’l-ummâl, no;24262, 8/577)

Abdülğafûr İbni Abdilaziz, babasından (Radıyallâhu Anh) rivayet ettiği bir hadîs-i şerifte Rasûlüllâh (Sallallahualeyhivesellem) şöyle buyurmuştur:

“Recebin ilk günü oruç tutan, bir sene (devamlı) oruç tutmuş gibidir.”
(İbniAsâkir, Târihu Medîneti Dimeşk, no:6057, 51/238, no:4153, 36/376; Sûyûtî, el-Le’âlî, 2/116-117)

Yine böylece Enes ibni Mâlik (Radıyallâhu Anh)dan rivayete göre, Rasûlüllâh (Sallallahualeyhivesellem)in, recebin tutulmasına dâir teşviklerini duyan pîr-i fanı bir zatm:

“Yâ Rasûlellâh! Ben onun tamamını tutmaktan âcizim” şeklindeki beyanına karşılık, Rasûlüllâh (Sallallahualeyhivesellem);
Recep ayından ilk günü, ortasındaki günü ve kendisinden son günü tut ki, o zaman muhakkak sana, tamamını tutanın sevabı verilecektir.
Çünkü gerçekten güzel bir amel, on misliyle mükâfâtlandırılacaktır.”
buyurmuştur.(Abdülkâdir el-Geylânî, el-Ğunye, 1/331; Safüri, Nûzhetü’l-mecâlis, 1/141; Zebîdî İthâfü s-sâde, 3/422)

Receb-i şerifin başında, ortasında ve sonunda bir gün oruç tutmak


Recep ayı oruçları, Ali ibni Ebî Tâlib’in oğlu Hüseyin’in oğlu Ali Zeynelâbidîn’in oğlu Muhammed Bâkır’ın oğlu Ca’fer-i Sâdık’ın oğlu Mûsi Kâzim’in oğlu Ali Rıza (Radıyallâhu AnhûmEcma’in) şöyle buyurmuştur:

“Her kim sevâbını Allâh-u Te’âlâ’dan umarak receb-i şerifin ilk günü oruç tutarsa kendisine cennet vâcip olur.
Her kim de receb-i şerifin ortalarından bir gün oruç tutarsa Rabî’a ve Mudar kabileleri kadar çok kişilere şefaatçi kılınır.
Yine her kim receb-i şerifin son gününde oruç tutarsa Allâh-u Te’âlâ onu cennetin sultanlarından yapar ve kendisini; annesine, babasına, kız kardeşlerine, amcalarına, halalarına, dayılarına, teyzelerine, tanışlarına ve komşularına şefaatçi kılar.
Bunlar arasında cehennemi hak etmiş biri bulunsa da (onun şefaatiyle kurtulur).”
(Mümin eş~Şeblencî, Nuru ’l-ebsâr fi menâkıbı âli beyti’l-Muhtâr, sh:363)

Receb-î şerifin ilk perşembe orucu


Nebî (Sallallahualeyhivesellem)’den rivayet edildiğine göre:

“Recebin ilk perşembesini oruçla geçireni cennete sokmak Allâh-u Te’âlâ üzerine bir hak olur.”
(Safürî, Nezhetü’l-mecâ 1/138; Abdülkâdir el-Geylanî, el-Ğunye, 1/330-331)

Ey hak yolda kardeşlerimiz!

Nice insan recebe ulaşmış, şa’bâna ulaşamamış, bir nice kul da ikisine kavuşmuş, fakat ramazana çıkamamıştır.
Kıymetli ömrünü eğlenceyle geçirenler, ekim günlerini kaçırır, ekim zamanı boşa yatan da hasat zamanını zayi eder ve herkes mahsul biçerken, o pişmanlık biçer.
Gençliğin kıymetini yaşlılar, sağlığın kıymetini hastalar, zenginliğin değerini fakirler, hayatın kadrini de ölüler bilir.
O halde siz siz olun, cehennem derekelerinden kurtulup, cennet derecelerine erişebilmek için, receb ayının oruçlar ve geçmiş günahlara ağlamaklarla geçirin, sakın hâ gafletle geçirmeyin!
(Ahmed ibni Hicazi,Tuhfetü’l-ihvan, sh:13)

İmâm-ı Rabbânî (Kuddise Sirruhû) şöyle demiştir:

“Bu dünya amel yeridir, rahatlık yeri değildir, amelin semeresi olan istirahat ise önümüzdedir.Çalışma zamanı dinlenmek; ziraatı zâyi etmek ve ürünleri menetmektir. Bu gün uyanılmazsa yarının sermayesi pişmanlıktan başka bir şey olmayacaktır.”

Receb-i Şerifin Eyyâm-ı Bîyd (On üç, on dört ve on beş) oruçları


Recep ayı oruçları, Ali (Radıyallâhu Anh) şöyle buyurmuştur:

“Recebin on üçüncü gününün orucu, üç bin sene oruç gibidir. On dördünün orucu, on bin sene gibidir. On beşinci gün ise on üç bin seneye denktir.”
(İbni Şâhîn, Süyûtî, ei-U‘âlî, 2/106)

Enes (Radıyallâhu Anh)dan merfû’an rivayet edilen bir hadîs-i şerifte Rasûlüllâh (Sallallahualeyhivesellem) şöyle buyurmuştur:

(Herhangi bir aydan) on üç, on dört ve on beşinci günler olan, eyyâm-ı bîydı oruçlu geçirene, Allah-u Te’âlâ, birinci gününde on bin sene, ikinci gününde yüz bin sene, üçüncü günde ise üç yüz bin senelik ecir verir.”
(Ebu’l-Kâsım el-Hüseyn,el-Emâlî, Süyûtî, el-Le’âlt, 2/107)

Rivayete göre; Hz. Adem (a.s)

“Yâ Rabbi! Vakitlerin ve günlerin sana en sevgilisini bana bildirir misin?” diye yalvardığında, Allâh-u Te’âlâ:

“Günlerin Bana en sevgilisi, recebin yarı günüdür.

Her kim recebin ortasında, oruç, namaz ve sadakayla Bana takarrub (mânen yakınlaşma) ve ibadette bulunursa, Benden ne isterse mutlaka ona veririm, Benden af isterse, mutlaka onu bağışlarım.

Ey Âdem! Her kim recebin yarı gününü namusunu koruyarak, malıdan tasaddukta bulunarak, oruçlu ve zikir üzere geçirirse onun için cennetten başka bir karşılık yoktur” (Safurî, Nüzhetü’l-mecâlis, 1/140) buyurdu.

Rasûlüllâh (Sallallahualeyhivesellem)den Şöyle rivayet edilmiştir;

“Recebin yarısının orucu, otuz senelik Oruca denktir.”
(Safürî, Nüzhetü’l-mecâlis 1/140)

“Dört şey, kabir azabını hafifletir. Bunlar da;

Her an ve her zaman Kur’ân okumak,
Her mekânda yetime ikram etmek,
Receb ve şa’bân’ın eyyâm-ı bîyd oruçlarını tutmak,
Gece yarısı namaz kılmaktır ki, o kalbi nurlandırır ve Rahmân’m rızasını celbeder.”
(Ahmed ibni Hicâzî, Tuhfetü’l-ihvan, sh:13)

Receb-i Şerifin yirmi yedinci gün orucu


Selmân-ı Fârisî (Radıyallâhu Anh)’dan rivayet edilen bir hadîs-i şerifle Rasûlüllâh (Sallallahualeyhivesellem) recep ayı oruçları ile ilgili şöyle buyurmuştur:

“Receb ayında bir gün ve bir gece vardır ki, o günü oruçlu geçirip, gecesini ibadette kâim olan kişi, zaman olarak yüz seneyi oruç, yüz seneyi de (gece ibadeti ve) kıyamla geçirmiş gibi olur.
O gün, recebin bitmesine üç gün katadır.
Muhammed
(Sallallahualeyhivesellem) de O gün (peygamber olarak) gönderilmiştir.”
(Beyhakî,Fedâilü’l-evkât, no:11 sh:95-96; Şu’abu’l-îmân, no:3530, 5/345; İbni Asâkir el-Emâlî, Fadlu Receb, sh6;    Abdülkâdir el-Geylânî, el-Ğunye, 1/332; İbni Hacer,Tebyînü ’l-aceb, sh:58;Deylemî, Müsnedü’l-Firdevs, no:4381, 3/182)

O gün, Nebî (Sallallahualeyhivesellem)’e Cibril’in risâleti ilk getirdiği gündür.”
(Abdülkâdir el-Geylânî, el-Ğunye, 1/332)

İbni ‘Âdil (Rahimehullâh) Cibril (Aleyhisselâm)’ın bazı peygamberlerle kaç kere görüştüğü hususunda şöyle demiştir:

“Cibril (Aleyhisselâm) Adem’e on iki kere, İdrîs (Aleyhisselâm)‘a. dört kere, İbrâhîm (Aleyhisselâm)a kırk iki kere, Nûh (Aleyhisselâm)a elli kere nâzil olmuştur.Mûsâ (Aleyhisselâm)a dört yüz kere, Îsâ (Aleyhisselâm)a On kere, Hz.Muhammed (Sallallahualeyhivesellem)e ise yirmi dört bin kere inmiştir.”
(Ahmed ibni Hicâzî, Tuhfetü ’l-ihvan, sh:12)

Nebî (Sallallahualeyhivesellem)den şöyle rivayet edilmiştir:

“Her kim recebin yirmi yedinci günü oruç tutup, o gün sadaka verirse, Allâh-u Te’âlâ orucuna karşılık o kişiye bin hasene ve iki bin köle âzâdı (sevabı) yazar.”
(el-Cami ’u ’ş-şâfi fi’l-va’zı’l-kâfî, Safûri,Nüzhetü’l-me-câlis, 1/141)

Receb-i Şerif’te tutulan bir gün oruç ve fazileti


“Receb’den bir gün oruç tutanın bu orucu, bir senenin orucu gibidir.”
(Beyhâki Fedâilul- evkât, no:9, sh:92-93; Taberânî, el-Mu ’cemü ’l-Kebîr, no:5538, 6/69)

Ebû Sa’îd el-Hudrî (Radıyallâhu Anh)’dan rivayet edilen bir hadîs-i şerifte de Rasûlüllâh (Sallallahualeyhivesellem) şöyle buyurmuştur:

 “İnanarak ve sevabını Allâh-u Te’âlâ’dan bekleyerek, recebden bir gün oruç tutan Allah-u Te’âlâ’nın en büyük rızasını kazanır ve Firdevs-i Â’lâ cennetine yerleştirilir.”
(Abdülkâdir el-Geylânî, el-Ğunye, Safûri, Nüzhetü’l-mecâlis, 1/138; İbni Hacer, Tebyînü’l-aceb, sh:36)

Recep ayı oruçları ile ilgili, Hasen (Radıyallâhu Anh)u rivayet ettiği bir hadîs-i şerifte Rasûlüllâh (Sallallahualeyhivesellem) şöyle buyurmuştur:

“Receb’den bir gün oruç tutan için, o oruç iki senenin orucuna denktir.”
(Abdülkâdir el-Geylânî, el-Ğunye 1/322)

“Receb’den bir gün oruç tutan sanki kırk sene (devamlı) oruç tutmuş gibidir.”
(Allâme Safûri,Nüzhetü ‘l-mecâlis, 1/139)

Ali ibni Tâlib (Radıyallâhu Anh)ın rivayet ettiği bir hadîs-i şerifte Rasûlüllâh (Sallallahualeyhivesellem) şöyle buyurmuştur:

“Şüphesiz ki receb ayı pek büyük bir aydır. Ondan bir günü oruçlu geçirene Allâh-u Te’âlâ, bin sene oruç (sevabı) yazar.”
(Abdülkâdir el-Geylânî, el-Ğunye,1/322)

Ebû Sa’îd el-Hudrî (Radıyallâhu Anh)dan rivayet edilen bir hadîs-i şerifte Rasûlüllâh (Sallallahualeyhivesellem) şöyle buyurmuştur:

“Receb haram aylardandır. Onun günleri, altıncı kat semanın kapıları üzerinde yanlıdır. Bir kişi ondan bir gün oruç tutsa ve orucunu, Allah-u Te’âlâ’nın takvâsına tamamen ayır(rak, günahsız tamamla)sa, (gökte bulunan) o kapı ve o gün dile gelerek: ‘Yâ Rabbi! Onu bağışla’ derler.
Eğer orucunu Allah-u Te’âlâ’nın takvasıyla tamamlamazsa, onun için istiğfarda bulunmazlar ve o kişiye: ‘Nefsin seni aldatmış’ denilir.”
(Ebû Muhammed el-Hallâl, rıo:7, sh:56; en Nakkâş el-Îsbahânî, Fadlü’s-Siyâm, îbni Hacer, Tebyînü’l-aceb, sh:42; Deylemî, Müsnedü’l-Firdevs, no:3277, 2/275)

Recep ayı oruçları hakkında, Mekhûl (Radıyallâhu Anh)dan rivayete göre, Ebu’d-Derdâ (Radıyallâhu Anh) kendisine receb orucundan soran bir kişiye şöyle cevap buyurdu:

“Her kim receb’de nâfile olmak üzere, Allâh-u Te’âlâ’nın sevabını umarak ve ihlaslı bîr niyetle O’nun cemâlini ve Zât’ını kast ederek bir gün oruç tutarsa, o günün orucu Allâh-u Te’âlâ’nın gazabını söndürür.”

Receb-i Şeriften yirmi güne kadar tutulacak oruçların faziletleri


Ebû Sa’îd el-Hudrî, Ebû Zer, Ebu’d-Derdâ, Ali ibni Ebî Tâlib, Enes, Hasen, Sâ’id eş-Şâmî ye İbni Mes’ûd (Radıyallâhu Anhüm) tarafından rivayet edilen hadîs-i şeriflerde recep ayı oruçları ile ilgili Rasûlüllâh (Sallallahualeyhivesellem) şöyle buyurmuştur:

“Her kim recebden iki gün oruç tutarsa kendisine iki kat ecir verilir ki, her bir katın ağırlığı, dünyanın dağları kadardır. Allâh-u Te’âlâ ona iki bin sene orucu yazar.

(Bir gün tutana vaad edilen bütün mükâfatlardan) sayılanların bir misli kendine âit olmakla birlikte, ne kadar (uzun) yaşamış olsalar da, on sıddîk kulun ömürleri boyunca kazanmış oldukları ecir (ve sevaplar) kendisine ihsan edilir.

O da onların şefaati gibi bir şefaate sahip kılınır, cennete onlarla birlikte girinceye kadar onların zümresinde bulunur ve onların yakın arkadaşlarından olur.

(Hâsılı;) bu kişinin Allâh-u Te’âlâ katındaki kerâmet (ve şeref)ini, gök ve yer ehlinden hiçbiri, tarif ve tavsif edemez.”

“Recebden üç gün oruç tutan kimseyle cehennem arasına Allâh-u Te’âlâ öyle bir hendek koyar ki onun uzunluğu bir sene, diğer bir rivayette; yetmiş senedir. Allâh-u Te’âlâ, o kula üç bin senelik oruç yazar. Bir ve iki gün tutanların ecri kadar sevabı (ayrıca) alır.

İftar ânında Allâh-u Te’âlâ: ‘Bu kulumun hakkı gerçekten kesinleşti ve sevgimle dostluğum kendisine vacip oldu. Ey meleklerim! Sizi şâhit tutuyorum ki ben onun geçmiş ve gelecek günahlarını bağışladım’ buyurur.

Her kim recebden üç gün oruç tutar ve gecelerini (ibadetle) kâim olursa, onun için üç bin sene oruç tutup geceleri kâim olan gibi ecir vardır. Her güne karşılıkk Allâh-u Te’âlâ bu kulu için yetmiş büyük günahı bağışlar.

Ruhunu teslim ederken, kabrinde, amel defterleri uçuşurken, mizanda (ameller tartılırken) ve sırat gibi geçitlerin her birinde, onun yetmiş isteğini verir.
(Abdurrahmân ibni Abdisselâm es-Safûrî, Nüzhetü’l-mecâlis 1/140; Ahmed ibni Hicâzi, Tuhfetü’l-ihvan, sh:12)

Receb-î şerîfîn tamamında oruç tutmak


Sa’îd ibni Cübeyr, Yahyâ ibni Sâ’îd el-Ensârî ve İmâm-ı Ahmed (RadıyallâhuAnhüm) gibi bir kısım âlimler, câhiller recebi de ramazan gibi farz saymasın diye tümünün tutulmasını mekruh saymış, bir veya iki gün olsun yenmesi durumunda bu kerahatin kalkacağını söylemişlerdir.

İmâm-ı Ahmed (Radıyallâhu Anh) (bayram günleri hariç) tüm seneyi tutmayanın recebin tamamını tutamayacağını söylemişse de, Hanbelî ulemâsından bazısı, ya şa’bân veya diğer haram aylardan birini de nâfile olarak tamamen tutması durumunda, recebin tümünün tutulmasının mekruh olmayacağını söylemişlerdir.

Şâfi’î (Radıyallâhu Anh)ın kadîm (önceki) sözü bu yöndeyse de, sonradan bir gün:

“Benim bunu kerih görmem, bilmeyenin biri çıkar da farz zannedip örnek alır diyeydi. Ancak ramazan orucu dışında tutulan oruçlardan, onların farz olduğu zannına kapılma gibi bir durum söz konusu olmayacağına dâir Müslümanlar arasında yaygın bir ilim mevcut olduğundan, bunu kerih görmenin anlamı kalmamıştır. Bu yüzden recebin tümünü tutmak güzeldir” demiştir.
(Sübki,Tabakatü’ş-Şâfi’iyye, 4/12-13;İbni Receb,Letâifü’l-me’ârif, sh:230)

Burada şunu belirtelim ki; Rasûlüllâh (Sallallahualeyhivesellem)in bazen receb ve şa’bânın tümünü tuttuğunu rivayet edenler de olmuştur.

Nitekim Ebû Hureyre ve Âişe (Radıyallâhu Anhümâ)dan rivayete göre:

Rasûlüllâh (Sallallahualeyhivesellem) ramazan ayından başka, receb ve şa’bân dışında hiçbir ayın orucunu tamamlamamıştır.”
(Ebû Muhammed el-Hallâl, no:4, sh:50; Taberânî, el-Evsat, Heysemî, Mecma’u’z-zevâid, 3/191; Beyhakî, Şu’abu’l-îmân, no:3522,5/337-338)

‘İzzüddîn ibni Abdisselâm (Rahimehullâh) da: “Receb orucunu yasaklayan kişi, şerîat hükümlerinin kaynağı hakkında câhildir” demiştir.
(Sübki, Tabakâtü’ş-Şâfi’iyye, 4/12-13; Safûrî, mecâlis, 1/139; Mecâlis-i Rûmî, Enîsül’l-celîs hâmişi sh:194; Dürretün-nâsıhîn, sh:47)

“Recebin tamamını tutanı Allâh-u Te’âlâ çok kolay bir hesap ile muhasebe eder.”
(Ebû’ş-Şeyh, es-Sevâb, Süyûtî, el-Le’ali’l-masnû’a,2/115)

Rasûlüllâh (Sallallahualeyhivesellem)den nakledildiğine göre:

“(Kıyâmet günü Allâh-u Te’âlâ tarafından) bir münâdî:
‘Ey recebi oruçlu geçirenler! Allâh-u I Te’âlâ’nın (mânevi) civarında bulunmak üzere cennete girin’ diye nida edecektir.”
(Allâme Safûri, Nüzhetü’l-mecâlis, 1/139)

Receb ayında çekilen zikirlerin önemi


Receb Allah-u Te’âlâ’nın ayı olduğundan, onda Allah-u Te’âlâ’nın adı çok anılmalıdır. Zira Allah-u Te’âlâ’nın ayına en çok yakışan zikir Allah-u Te’âlâ’nın adıdır. Bu yüzden, tesbih ve tehlille çok meşgul olunmalıdır.

Enes ibni Mâlik (Radıyallau Anh)ın rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Rasulullah (sallallahualeyhivesellem) şöyle buyurmaktadır;

”Her kim (receb ayında) bir kere tesbih yâhut bir defa tehlil (kelime-i tevhid zikrin)de bulunursa, Allah-u Te’âlâ onu Allah’ı çok zikreden erkeklerle çok zikreden kadınlardan yazar.”

Receb ayında çekilecek zikirler


Receb-i şerifin her On gününün zikri

Nebî (Sallallahualeyhivesellem)in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir;

”Her kim, receb ayının ilk onunun her günü yüz kere;

recep ayı zikirleri

‘ Hayy ve Kayy’um (gerçekte tek diri ve her şeyin yegâne yöneticisi) olan Allah-u Te’âlâ’yı tesbih ederim!’

İkinci on gününün her günü yüz kere;

recep ayında çekilecek zikirler

‘Ehad ve Samed (tek ve ulu) olan Allah-u Te’âlâ’yı tesbih ederim!’

Üçüncü on gününün her günü yüz kere;

recebin on günlük zikirleri

Rauf (yarattıklarını çokça esirgeyici) olan Allah-u Te’âlâ’yı tesbih ederim!’

derse, ona verilecek sevabı hiçbir vasfedici tarif edemez”
(Safûri, Nüzhetü’l-mecâlis, 1/138; Muhammed Rahmî, Enîsü’l-celîs hâmişi, sh:1/194)

Recep ayındaki zikirler ile ilgili, ”Uyûnü’l-mecâlis” de zikredildiğine göre; receb, tehlil (kelime-i tevhîd zikrine devam edilme) ayıdır.
Şaban tesbih ayı, ramazan ise tahmîd (Allah-u Te’âlâ’ya hamd) ayıdır.
(Safûri, Nüzhetü’l-mecâlis, 1/141)

Üç aylar ile ilgili şu konularımızıda inceleyebilirsiniz;
Üç ayların fazileti ve önemi
Üç aylarda yapılacak istiğfar

Recep ayı oruçları ve faziletleri, konusu için kaynak alınan eser;
[Receb-i Şerif Risalesi – Ahmet Mahmut Ünlü]

Yorum Yap