İlim Köşesi

Şaban ayının önemi nedir?

Şaban ayının önemi’ni bildiren hadisi şerifler ve rivayetler


Şa’bân-ı şerif’in üstünlüğünü belirten birçok hadîs-i şerif mevcuttur. Bazılarım zikredecek olursak;

İbni Abbâs (Radıyallâhu Anhümâ)dan rivâyet edilen bir hadîs-i şerifte Resulullah (sallallahualeyhivesellem) şöyle buyurmuştur:

“Receb Allâh-u Te’âlâ’nın ayıdır. Şa’bân benim ayımdır. Ramazan ise ümmetimin ayıdır.”
(Abdülkâdir el-Geylânî, el-Ğurıye, 1/325)

Seyyid Muhammed Alevî Mâliki (Rahimehullyâh)ın beyânına göre hadîs-i şerifte geçen:

“Şa’bân benim ayımdır” ifadesi “Onun kıyamını (gece ibâdetini) ben sünnet kıldım” anlamına gelmektedir.
Resulullah (sallallahualeyhivesellem) şa’ban ayının, kendisine salât-ü selâm âyeti o ayda nâzil olduğu için de zâtına izafe etmiş olabilir. (Mâ zâ fi şa ‘bân, sh:25)

Enes ibni Mâlik (Radıyallâhu Anh)dan rivâyet edilen bir hadîs-i şerifte Resulullah (sallallahualeyhivesellem) şöyle buyurmuştur:

“Şa’bân benim ayımdır.
Kim şa’bân ayına değer verirse, muhakkak ki o benim emrime önem vermiş olur.Benim emrimi büyük tutana ise, ben kıyamet günü öncü bir kurtarıcı ve iyi bir hazırlık olurum.”
(Beyhakî, Fedâilü’l-evkât, no: 10, sh:94-95)

Ebû Hureyre (Radıyallâhu Anh)dan rivâyet edilen bir hadîs-i şerifte Resulullah (sallallahualeyhivesellem) şöyle buyurmuştur:

“Şa’bân benim ayımdır. Ramazan ise ümmetimin ayıdır. Şa’bân, günahları örten bir aydır. Ramazan ise insanı tertemiz eden bir aydır.”
(Abdülkâdir el-Geylânî, el-Ğunye, 1/341)

Enes ibni Mâlik (Radıyallâhu Anh)dan rivâyet edilen bir hadîs-i şerifte Resulullah (sallallahualeyhivesellem) şöyle buyurmuştur:

“Recebin, diğer aylardan üstünlüğü, Kur’ân’ın, diğer kelamlardan üstünlüğü gibidir. Şa’bân’ın diğer aylardan fazileti (üstünlüğü) ise benim diğer peygamberlerden üstünlüğüm gibidir. Ramazanın diğer aylardan üstünlüğü de Allâh-u Te’âlâ’nın yaratıklarına karşı üstünlüğü gibidir.”
(Abdülkâdir el-Geylânî, el-Ğunye, 1/341; Safûrî, Nüzhetü’l-mecâlis, 1/142)

Yüce sahâbî Ebû Ümâme el-Bâhilî (RadıyallâhuAnh)dan rivâyet edildiğine göre; şa’bân-ı şerif girdiğinde Resulullah (sallallahualeyhivesellem) şöyle buyururdu:

“Nefislerinizi şa’bân için temizleyin ve onda niyetlerinizi güzel yapın. Çünkü Allâh-u Azze ve Celle beni size karşı üstün kıldığı gibi, şa’banı da diğer aylardan üstün kılmıştır.”
(Ahmed ibni Hicâzî, Tuhfetü’l-ihvan, sh:4)

Resulullah (sallallahualeyhivesellem) bu hadîs-i şerifinde bütün bedenin iyice temizlenmesine işaret buyurmuştur. Temizlik; zâhirî ve bâtinî pisliklerden arınma anlamında iki türlü değerlendirilir. Görünen pislik; elbiseye ve bedene bulaşan türdendir ki bunun temizliği suyla olur.Görünmeyen pislik ise; günahlardır.

Bunların tahareti (temizliği), tevbe ve beş vakit namaz gibi sâlih amellerle olur. Hadîs-i şerifte kastedilen mana da budur. “Onda niyetinizi güzel yapın” cümle-i nebeviyyesi, niyetin önemine işaret etmektedir.

Nitekim Ömer ibni Hattab (Radıyallâhu Anh) dan rivâyet edilen bir hadîs-i şerifte Resulullah (sallallahualeyhivesellem):

“Ameller ancak niyetlere göredir” (Buhâri, no:l) buyurmuştur.

Amellerin sonu varsa da, niyetlerin sonu yoktur. Bu yüzden bir Müslüman, az amelle de ölse, İslam üzere öldüğü için, cennette ebedî kalacaktır. Fasıklar, günahları yüzünden cehenneme girecek olsalar da, orada ebedî olarak (sonsuza dek) kalmayacaklardır.

Kâfirin iyi amelleri ne kadar çok olsa da, cehennemde ebedî kalacaktır.
Herkes ameline göre karşılık görecek olsaydı, mükâfat ve cezaların bir sonu olması gerekirdi. Lâkin ebediyyet (sonsuzluk) mefhumu, amelin değil, niyetin karşılığıdır. Çünkü Müslümanın niyeti sonsuza dek İslam’ı yaşamaktır. Kâfirin ki ise ebediyyen gavurlukta kalmaktır.

Aişe (Radıyallâhu Anhâ) şöyle buyurmuştur:

“Resulullah (sallallahualeyhivesellem)in en sevdiği ay, şa’ban ayıydı ki onu(n orucunu) ramazana eklerdi.”
(Abdülkâdir el-Geylânî, el-Gunye, 1/340)

Şaban ayının önemi hakkında Alimlerin sözleri


Şa’bân-ı şerifin faziletine dâir ulemâdan birçok nakil gelmiştir ki, biz de bu bapta bunlarda bazısını rivâyet edelim.

Büyük velî Ebû Bekr el-Verrak el-Belhî (Radıyallâhu Anh): “Receb ayı ekim ayı, şa’bân ayı ekim sulama ayı, ramazan ayı ise ekimin hasat ayıdır” demiştir.

Yine buyurmuştur ki: “Receb ayı rüzgar gibi, şa’bân ayı bulut gibi, ramazan ayı ise yağmur gibidir.”

Zûnnûn-u Mısrî (Radıyallâhu Anh) şöyle buyurmuştur: “Receb günahları bırakmak, şa’bân ibâdetlere yönelmek, Ramazan ise dereceler beklentisine girmek içindir.
Günahları bırakmayan, ibâdetlere yönelmeyen ve mertebelere heveslenmeyen kimse boş  işlerle uğraşanlardandır.”

Sâlihlerden biri şöyle buyurmuştur: “Sene bir ağaç gibi kabul edilirse, receb o ağacın yaprak açma dönemi, şa’bân meyve verme mevsimi, ramazan ise o ürünlerin toplanma zamanıdır.”

O mahsûlleri devşirenler ise müminlerdir. İbadet tohumunu receb’de ekmeyen, şa’bân ayında da o tohumu gözyaşıyla sulamayan kişi, ramazandaki rahmet hasadına nasıl ulaşabilir?”

Buyrulmuştur ki: “Receb cefâyı terk etmek için, şa’bân amel ve vefa için, ramazan ise sıdk ve safa içindir.”

Receb tevbe ayıdır, şa’bân muhabbet ayıdır, ramazan ise kurbet (mânevi yakınlık) ayıdır.

Receb hürmet ayıdır, şa’bân hizmet ayı, ramazan ise nimet ayıdır.

Receb ibâdet ayıdır, şa’bân zehadet (dünyadan uzaklaşma) ayıdır, ramazan ise ziyadet (fazla mükâfat) ayıdır.

Receb Allâh-u Te’âlâ’nın sevapları kat kat artırdığı bir aydır, şa’bân günahların örtüldüğü bir aydır, ramazan ise üstün kerametlerin beklendiği ve kalplerin nurlandığı bir aydır.

Receb sabîkûnun (hayırda ileri gidenlerin) ayı, şa’bân muktasid (orta giden)lerin ayı, ramazan ise günahkârların ayıdır.

Receb bedeni arındırır, şa’bân kalbi paklar, ramazan ise ruhu tathir eder.”

Denilmiştir ki: “Receb Allâh-u Te’âlâ’nın mağfiretine, Şa’bân Resulullah (sallallahualeyhivesellem)in şefaatine, ramazan ise sevapların kat kat edilmesine tahsis edilmiştir.

Diğer aylarda yapılan bir hasene on misli, recebde yetmiş katı, şa’bânda yedi yüz misli, ramazanda ise bin katıdır.”
(el-Geylânî, el-Ğunye, 1/326; Safûrî, Nûzhetü ’l-mecâlis 1 /142; Ahmed ibni \ Hicâzı, Tuhfetü’l-ihvan, sh:10)

Nîsâbûrî (Rahimehullâh) şöyle demiştir:

“Allâh-u Te’âlâ tarafından, recebde şöyle buyrulmaktadır:

“Recebde seni şefaatçisiz mağfiret ederim (bağışlarım), şa’bânda seni bağışlar, Rasûlümü de senden razı ederim. Ramazanda ise seni bağışlar, diğer müminlere de şefaatçi kılarım. Ben bu üç ayı üç odalı bir hamam gibi yaptım. Kul birinci odaya girip bir saat oturur, sonra alışıp ikinci odaya girer. Sonra üçüncü odaya girip kendisini temizler. O halde receb istiğfar, şa’bân namaz, ramazan ise Kur’an ayıdır.”

Buyrulmuştur ki: “Receb abdest gibi, şa’bân elbise giymek gibi, ramazan da namaz gibidir.

Recebde nidâ (yalvarış-yakarış) suyuyla abdest almayan, şa’bânda vefa libâsını giymeyen, ramazanda nasıl namaz kılabilir?”

Yine şöyle denilmiştir: “Receb ağaçlar gibi, şa’bân çiçekler gibi, ramazan ise meyveler gibidir. Çiçeği olmayan ağacın meyvesi olmayacağı gibi recebe hürmeti olmayanın şa’bâna da saygısı olmaz. Şa’bâna tazim etmeyenin ise ramazana saygısı hiç olmaz.”

Ulemâdan biri şöyle buyurmuştur: “Receb-i şerif bedenin temizliği, şa’bân-ı şerif kalbin arındırılması, ramazan-ı şerif ise ruhun paklanması içindir.”
Receb-i şerifte beden, şa’bân-ı şerifte de kalp taharete kavuşmazsa, ramazan-ı şerifte ruh nasıl aklanıp paklanabilir?
(Şihâbuddîn Ahmed el-Feşnî, Tuhfetü’l-ihvan, sh:10,41)

Abdülkâdir el-Geylânî (Kuddise Sirruhû) şöyle buyurmuştur: Allâh-u Te’âlâ:

“Senin Rabbin dilediğini yaratır ve (Kasas Sûresi: 68 ’den) buyurmaktadır.

Allâh-u Te’âlâ her şeyden dört şeyi seçmiş, sonra onlardan birini tercih etmiştir.

1) Meleklerden; Cibril, Mîkâîl, İsrafil ve Azrâîl olmak üzere dördünü seçmiş, sonra onlardan Cibril’i seçmiştir.

2) Peygamberlerden; İbrahim, Mûsâ, Îsâ ve Muhammed (sallallahualeyhivesellem) olmak üzere dördünü seçmiş olup, sonra Muhammed (sallallahualeyhivesellem)i diğerlerine karşı tercih etmiştir.

3) Sahabeden; Ebû Bekr, Ömer, Osman ve Ali (RadıyallâhuAnhüm) olmak üzere dördünü seçmiş, sonra onlardan Ebû Bekr-i Sıddîk (Radıyallâhu Anh)ı seçmiştir.

4) Mescidlerden; Mescid-i Haram, Mescid-i Aksâ, Mescid-i Medine ve Mescid-i Tûr-i Sey-nâ’yı seçmiş, sonra onlardan Mescid-i Haram’ı ihtiyar etmiş (seçmiş)tir.

5) Günlerden; ramazan bayramı günü, kurban bayramı günü, arefe günü, âşûrâ gününü ihtiyar etmiş, sonra onlardan arefe gününü seçmiştir.

6) Gecelerden; Beraat gecesi, Kadir gecesi, cuma gecesi, bayram gecesi seçilmiş, sonra onlardan Kadir gecesi seçilmiştir.

7) Topraklardan; Mekke-i Mükerreme, Medîne-i Münevvere, Beyt-i Makdis ve camilerin toprakları seçilmiş, sonra onlardan Mekke-i Mükerrem’e toprağı seçilmiştir.

8) Dağlardan; (Medîne-i Münevvere’de-ki) Uhud Dağı, (Mısır’ın Sînâ çölü yakınındaki) Tûr-u Sînâ Dağı, (Şâm-ı Şerîf diyarındaki Lükkâm Dağı) ve (Beyrut’taki) Lübnan Dağı seçilmiş olup, sonra onlardan Tûr-u Sînâ Dağı seçilmiştir.

9) Irmaklardan; Ceyhun Irmağı, Seyhun Irmağı, Fırat Irmağı ve Nil Irmağı seçilmiş olup, sonra onlardan Fırat Irmağı seçilmiştir.

10) Aylardan; receb-i şerîf, şa’bân-ı şerîf, ramazân-ı şerîf ve muharrem-i şerîf aylarını seçmiş, sonra onlardan şa’bân-ı şerîfi seçmiş ve onu Resulullah (sallallahualeyhivesellem)in yapmıştır.

Nebî (sallallahualeyhivesellem) bütün peygamberlerden üstün olduğu gibi, onun ayı da bütün aylardan üstündür.

Şaban ayında oruç tutmak


“Kim şabân’dan bir gün oruç tutarsa, Allâh-u Te’âlâ onun cesedini cehenneme haram kılar. Cennetlerde Yûsuf (aleyhisselam)a komşu olur. Allâh ona Eyyûb ve Dâvûd (aleyhisselam)ın sevaplarını verir.”
(Safûri, Nüzhetû’l-mecâlis, 1/142)

Şaban ayı oruçları hakkında detaylı bilgi için tıklayınız.

Şaban ayının önemi nedir?, konusu için kaynak alınan eser;
[Şabaı Şerif Risalesi – Ahmet Mahmut Ünlü]

2 Yorumlar

Yorum Yap