İlim Köşesi Sünnet-i Seniyye

Sünnete uymanın önemi – Sünnetlerin faziletleri

Sünnete uymanın önemi

Rahman ve Rahîm olan Rabbimin ismiyle başlıyorum.

Hamd âlemlerin Rabbi olan Allah’adır. Salât-ü selâm efendimiz Muhammed’e ve onun âline ve ashabının üzerine olsun.

Sizin de bildiğiniz gibi hepimiz bu misafirhane olan dünyada Rabbimizin rızasını kazanmaya çalışıyoruz. Bu razı olmanın arkasında cehennemden kurtuluş ve cennete girme bahtiyarlığı var. Şu günahların çoğalıp normal görüldüğü bu zamanda İlâhi rızaya kavuşmak çoğumuz için pek de kolay olmamaktadır.

İşte kurtuluş, günahlara tevbe etme ve bu yapılan tevbede sebat edebilme ile mümkün olmaktadır. Tevbe ediyoruz, kısa bir zaman sonra yine aynı hatalara, aynı yanlışlara düşebiliyoruz. Tevbe edip tevbede sebat edebilmenin pek çok sebepleri vardır. Yalnız şunu diyebilirim, günahlardan korunmada “Sünnet-i Seniyye”nin etkisini düşünmek lazımdır.

Dünya ve ahiretimizin kurtulması, huzura kavuşabilmemiz, Allah Resulü (sallallahu aleyhi vesellem)’e uymaya bağlanmış. Bu gerçek İlâhi emirle şöyle bildirilmiştir:

(Ey Muhammed), de ki: “Eğer Allah’ı seviyorsanız, bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah çok bağışlayan ve çok merhamet edendir.”
(Al-i İmrân sûresi, âyet: 31)

Âyet-i kerimede de buyruldugu gibi, Allah-u Teala’nın bizleri sevmesini istiyorsak; Allah Resulüne uymamız gerekiyor. Çünkü onun bizim için en güzel örnek olduğu Kuran-ı Kerim’de şöyle haber veriliyor:

“Andolsun, Allah’ın Resûlünde; sizin için, Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çok ananlar için güzel bir örnek vardır.”
(Ahzâb sûresi, âyet: 21)

sünnete uymanın önemi

Peygamber efendimiz de sünnete uymanın önemi ile ilgili pek çok hadis-i şeriflerinde: Kendi sünnetine uymamızı istiyor. Sünnete uymayı kurtuluş çaresi olarak bildiriyor.

Peygamber efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) bir defasında Enes b. Malik (r.a)’a şu nasihati yapar:

Evlâdım! Kalbinde hiç kimseye karşı bir kötülük bulunmadan akşamlamaya ve sabahlamaya gücün yeterse böyle yap(maya çalış). Sonrada şunu (ilâve ederek) dedi ki: Evlâdım! Bu (söylediğim) benim sünnetimdir. (Hadisin devamında):

“Kim benim bir sünnetimi ihya ederse; beni seviyor demektir. Kim beni severse; cennette benimle beraber olacaktır.”
(Tirmizi, İlim, İman:16)

Diğer hadisi şeriflerde sünnete uymanın önemi şöyle vurgulanmaktadır:

“Benim sünnetimden uzaklaşanlar benden değildir. Muhakkak ki nikâh benim sünnetimdir. Öyleyse beni seven benim sünnetimle sünnetlensin.”
(El-Terğib ve’t-Terhib, cûz.1 s. 13 H.5 ( Buhari, Müslim, İbni Mace))

“Peygamber efendimiz Bilal b. Harise: Ey Bilal! “Bil” der. O da: Ya Resûlullah neyi bileyim? deyince, Allah Resûlü şöyle buyurdu: Şunu bil ki: “Kim benden sonra sünnetlerimden öldürülmüş olan bir sünnetimi diriltirse; ona bu sünnetle amel edenlerin ecri verilir. Onların ecirlerinden de eksilme olmaz. Kim de Allah ve Resulü’nün razı olmadığı sapık bir bid’at ortaya koyarsa ona da bu bid’atla amel edenlerin ecri verilir, bid’ati işleyenlerin günahlarından da eksilme olmaz.”
(Müslim, İlim: 6; Tirmizî, İlim: 16)

Bir başka hadis-i şerifte şöyle buyrulur:

“Kim, dinimizde olmayan bir şey ihdas ederse, o merduddur.”
(Buhâri, Sulh: 5; Müslim, Akdiye: 17)

Hz. Aişe validemiz Ebu Bekir (r.a)’in şöyle dediğini rivayet eder: “Allah Resûlü (sallallahu aleyhi vesellem)’in yaptıklarından birini dahi bırakacak değilim. O’nun yaptıklarını bende yaparım. O’nun emirlerini terk ettiğim halde sapıtmaktan, doğru yoldan ayrılmaktan korkarım.”

Sahabeden biri şöyle nakletti: Abdullah b. Ömer’le beraber bir camiye gittik. Ezan okunmuştu. Müezzin kameti, sünnete aykırı olarak getirince, îbn Ömer: “Bu müezzin bid’atçıdır, haydi gidelim” dedi.(Heysemi, Mecmuu’z Zevâid, (2/202))

Îbn Ömer (r.a) Allah Resûlünden şu rivayette bulundular:

“Sünnetimi terk edecek olursanız, dalalete düşersiniz.”

Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem):

“Din garip olarak başlamış, yine garipliğe geri dönecektir. Gariplere müjdeler olsun. Onlar, benden sonra sünnetimi, din yolunu bozmak isteyenlere rağmen ıslaha, ihyaya çalışırlar.”
(Müslim Terceme ve Şerhi (A. Davudoğlu) c.2 s.21; (Tîrmizi))

Hz. Enes (r.a.)’dan yapılan şu rivayete de dikkat edelim:

Ey Mü’minler! Sizlere iki emanet bırakıyorum. Onlara sımsıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. Bu emânetler, Allah’ın kitabı Kur’an ve O’nun Peygamberinin sünnetidir.
(Müslim, 2/889; Tirmizi, 5/662; Ebû Dâvûd, 1/442)

Nafi şöyle demiştir: îbn Ömer (r.a) Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)’in izlerini araştırıp orada namaz kılardı. O kadar ki, Peygamberin (sallallahu aleyhi vesellem) altında oturduğu ağacın kurumaması için ağacı sulardı.

Mücahit ise şunu nakleder: îbn Ömer (r.a) ile beraber bir yolculuktaydık. Yolun bir yerine gelince hemen yönünü değiştirdi. O’na bunu niçin yaptığını sorulunca Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)’in böyle yaptığını gördüm ve ben de yaptım diye cevap verdi.”

Îmam-ı Rabbani (rh.a) sünnete duyarlı ulemadandı. Bir defasında sağ ayağıyla tuvalete girdiği için birçok nimet ve imkânlardan mahrum kaldığını itiraf ederdi.

Ebu Yezid Bistami (rh.a) bir defasında hizmetçisine: kalk, takvasıyla meşhur olmuş filan zatı ziyaret edelim demiş. Mescide girdiklerinde o zatin kıble tarafına tükürdüğünü görmüş. Bunu üzerine Ebu Yezid, gidilen zata selâm vermeden geri dönmüş ve şöyle demiş:

“Hz. Peygamberin sünnetini uygulamayan birinin söylediklerine güven olmaz.”

Yani bu asırda dinimize dört elle sarılıp güzel bir şekilde yaşamazsak günahlar hepimizi yakacaktır. Günahlardan korunmak için haramlardan sakınmamız gerektiği gibi, peygamber efendimizin sünnetine de sımsıkı sarılmamız gerekiyor. Takvalı bir hayat yaşayabilmemiz “sünnet-i seniyye”ye uymamıza bağlı. Bazılarından şu sözü çok duyarsınız: “Hele farzları yapalım sünnetlere gelince, Allah büyüktür.” Elbette farzlann yapılması önemlidir. Ama “bizler farzları yapalım yeter” derken sünnetleri umursamadığımız zaman tavizlerin ardı arkası kesilmiyor. Gün geliyor farzlarımız bile aksamaya başlıyor. İşte biz peygamber efendimizin sünnetlerine hayatımızda yer verirsek; farzlar bize daha zevk verir. Daha kolay gelir.

Sünnete göre yaşadığımız zaman, hatta “zevâid” sünnetler dediğimiz, peygamber efendimizin; yürüyüşü, oturuşu, yatışı, giyinişi gibi sünnetleri önemsediğimiz zaman takvalı bir hayatımız olacak. Şayet bizler: Peygamberin yemek yerken böyle yerdi, otururken, yaslanırken, şöyle yapardı, şu zamanlarda şu zikirleri okurdu. Ben de peygamberime benzeme adına onun gibi yapıp sünnet sevabı alayım dediğimiz an, her bir sünneti uyguladığımızda peygamberimizi hatırlamış olacağız. Adeta hayatmızın her anında Resûlullah olacak. Fenâfirresûl (Peygambere uymada, unun sevgisinde arzulanan makama gelme) yolunda olmuş olacağız. Sünnetler sebebiyle belki Allah resulünü bir günde binlerce defa hatırlamış olacağız. Bundan daha güzel ne olabilir! Sünnete olan bu bağlılığın ahirette de seni peygambere en yakın kılacak, onun şefaâtine herkesten daha çok sen layık olmuş olacaksın. Yani sünnetin hayatımıza yansıması önemli ve şarttır. “sünnete uymanın önemi” büyüktür konu ile ilgili hadis-i şerifte:

“Bid’at ve dalâletin her tarafı istila ve ümmetimin bozulduğu bir zamanda sünnetime sarılana yüz şehid sevâbı vardır”
(Tergib ve Terhib, 1/99; Kenzü’l Ummal, 1/184; Taberânî fil-Evsed, 1/172; Ebû Neîm Fil-Hilye, 8/200; İslâm Akaidinden Seçilmiş Meseieleler, (C Yıldırım) s. 100) diye buyurmuştur.

Bir başka hadis-i şerifleri şöyledir:

“Hiçbiriniz ben kendisine evladından, anne babasından ve bütün insanlardan daha sevgili olmadıkça gerçekten iman etmiş olmaz.”
(Buhârî, İman; 8; Müslim, îman: 69)

Sevmenin alameti, insanın sevdiğine tabi olup onun söz ve fiillerine uymasıdır. ‘sünnete uymanın önemi’ ile ilgili bir hadiste şöyle buyurulmuştur.

Kim sünnete tutunursa cennete girer.
(Feyzü’l-Kadîr, 6/106)

İşte bizde, ben peygamberimin sünnetlerini bilip yaşamak, hayatıma girdirip takva üzere bir hayat sürmek istiyorum diyen kardeşlerimiz sürekli güncellenen Sünnet-i Seniyye kategorimizi inceleyebilirler, peygamber efendimizin sünnetleri herkes tarafından bilinsin ve yaşansın. Hayatımızın her yerine “Sünnet-i Resûl” hakim olsun. Terk edilmiş unutulmuş sünnetler gün yüzüne çıksın. Sünnete uymanın önemi herkes kavrasın. Peygamber efendimizin söz ve davranışlarında büyük manaların, hikmetlerin ve faydaların yüklü olduğunu unutmayalım. En büyük eksiğimiz; hayatımıza, ailelerimize, toplumumuza “Muhammed-i Ahlak”ın, “Sünnet”lerin hakim olmayışıdır!

Peygamberimizin (sallallahualyhivesellem)’in sünnetlerini evlatlarımıza, gençlerimize, halkımıza öğretelim, ulaştıralım.

Sünnete uymanın önemi ile ilgili ifadeler;

Kim nefsine sünnederi uygularsa,
Allah-u Teala onun kalbini marifetiyle nurlandırır.
(İbn-i Atâ)

Sünnet-i seniyye, saadet-i dâreynin temel taşıdır.
Ve kemâlâtm madeni ve menbaıdır.
(Lem’alar)

Hz. Peygamberin sünnetinin dışında tüm yollar kapalıdır.
Yol ve yöntemimiz: Kur’an ve sünnettir.
(Cüneydî Bağdadî)

Bu son zamanlarda sünnet, bid’atler arasında, gece karanlığında ışık saçan inci gibidir.
(Sıbgatullah Arvâsî)

Kalbinde, Allah korkusu bulundurmak ve sıddıkların halleriyle hallenmek isteyen kimse, her işinde sünnet-i seniyyeye yapışmalı ve onu mutlaka yerine getirmeli.
(Hayât b. Kays el-Harrânî)

Sünnete uymanın önemi – Sünnetlerin faziletleri, konusu için kaynak alınan eser;
(Sünnetler – M.Nazif Gözükara)

Yorum Yap