İlim Köşesi

Tesbih, Hamd ve diğer zikirlerin faziletleri

Tesbih, Hamd ve diğer zikirlerin faziletleri isimli konumuzda Allah’ı zikretme’nin fazileti, zikir ederken nelere dikkat etmeliyiz?, Kalb zikir’e nasıl alıştırabilir gibi konulara değineceğiz. Dilerseniz ‘Konuda neler var’ aracımızı kullanarak istediğiniz bilgiye kısa yoldan ulaşabilirsiniz.

Tesbih, Hamd ve diğer zikirlerin faziletleri


Tesbih, Hamd ve diğer zikirlerin faziletleri, Yüce Allah’ı zikretmenin fazileti‘nin büyüklüğü ve tam bir kazanma kuşağı olduğu şu hadislerden de gayet net olarak anlaşılmaktadır:

“Kim her namazdan sonra 33 defa Sübhanallah, 33 defa Elhamdülillah ve 33 defa Allahu Ekber der, -böylece 99 olur- akabinde 100. olarak “Lâ ilâhe illallahu vahdehu lâ şerike leh, lehü’l-mülkü ve lehul-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadir” ile tamamlarsa, o kimsenin deniz köpüğü kadar dahi olsa bütün günahları affolunur.”
(Buhârî, ezân 155; daavât 18; Müslim, mesâcid 142; Ebû Dâvûd, vitr 24)

“Günde 100 defa Sübhanallahi ve bihamdihi diyen kimsenin deniz köpüğü kadar dahi olsa tüm günahları affolunur.”
(Buhârî, daavât 27; Müslim, zikir 17)

“Temizlik imanın yarısıdır. Elhamdülillah mizanı doldurur. Sübhanallahi velhamdülillahi vellahu ekber sözü de yer ile gök arasını doldurur. Namaz nurdur. Sadaka delildir. Sabır ışıktır. Kur’ân ise lehte veya aleyhte hüccettir. İnsanlar ya nefislerini satıp onu felakete uğratır veya nefsini satın alıp onu âzât ettikleri hâlde sabahlarlar.”
(Müslim, taharet 1)

Tesbih, Hamd ve diğer zikirlerin faziletleri

Allah’ı zikrederken nelere dikkat etmeliyiz?


İnsanın rahatlıkla yerine getirebileceği Tesbih, Hamd ve diğer zikirlerin faziletleri nden gerçek mânâda istifade edebilmek için, onları gafletle söylemek değil, kalbi de dile eşlik ettirerek yapmak şarttır. Kâmil mânâda olması gereken, huzur-u daimî denilen sürekli olarak kalb huzurunu temin edebilmektir.

Kalbi zikir’e nasıl alıştırabilirim?


Zikirden gaye, insanın Allah Teâlâ ile ünsiyet etmesi (birisiyle veya bir şeyle huzur bulmak, onunla kalbi yatışmak, sükûnet bulmak, yalnızlıktan kurtulmak, uygun bir arkadaşlık kurmak gibi mânâlara gelir. Allah ile ünsiyet kurmak ise, insanın, her şeyin anahtarı yarımda, her hazînenin mülkü kendisine ait olan Yaratıcısına karşı sevgi ve saygı beslemek, hep O’nu hatırlamak, O’nu zikretmektir.) ve O’nu sevmesidir. Böyle bir mertebeyi elde etmek isteyen kimse, işin başında kalbini ve dilini başka şeylerden kurtarıp Allah’ın zikrine yönelir. Eğer kendisini zorlayıp bu işi devamlı bir şekilde yapmayı başarırsa, zamanla Yüce Allah ile ünsiyet kazanır ve O’nu sever. Böylece ilk başta zoraki yapılan zikir, ısrar ettikçe, artık yapılmadan durulamayan bir iş hâline gelir. Ariflerden birisinin “Yirmi sene Kur’anın meşakkatini çektikten sonra yirmi sene de onunla nimetlendim.” demesinin anlamı bu olsa gerektir. Zira nimetlenmek, ancak ünsiyet ve muhabbetten ortaya çıkar. Ünsiyet ise ancak zorluklar aşılıp onlar insanın tabiatının bir yanı hâline gelinceye kadar onlara dayanmak suretiyle meydana gelir. Bu böyledir çünkü nefis, kendisine dayatılan şeylere zamanla alışır. İnsan ilk başta zorlandığı hususlarla zamanla bütünleşir, onlar fıtratının bir buudu hâline gelir; zor olmaktan çıkar, normalleşir.

Allah’ın zikriyle ünsiyet elde eden kimse, başkalarının zikrinden ayrılır. “Başkalarından maksat, ölümü anında insandan ayrılan her şeydir. Kabirde insanoğluyla beraber ne ehli, ne malı, ne çoluk çocuğu ve ne de makamı kalır. Onunla beraber sadece amelleri ve Allah zikri kalır. Eğer hayatta iken zikrullah ile ünsiyet kazanabilmişse kabirde ondan yararlanır.

Bizi son nefesimizde Lâ ilâhe illallah ehlinden eylemesini Allah’tan niyaz ederiz.

Tesbih, Hamd ve diğer zikirlerin faziletleri, konusu için kaynak alınan eser;
[İhyâu Ulûmid’din (muhtasar) – İmam Gazali]

Yorum Yap