İlim Köşesi Namaz - Abdest

Tesbih namazı nasıl kılınır, Tesbih namazının önemi nedir?

tesbih namazı

Tesbih Namazı nedir?


Tesbîh namazının ömürde en az bir defa kılınması güzel görülmüştür. Bu namaz her rekâtında yetmiş beş defa:

tesbih namazı

“Bütün tenzihler Allâh’a aittir. Bütün hamdler Allâh’a mahsustur. Allâh’tan başka hiçbir ilâh yoktur. Allâh her şeyden büyüktür” denilerek kılınan dört rekâtlı bir namazdır.

Tesbih namazı nasıl kılınır?


Tesbih namazının kılınışı, Sübhâneke’den sonra on beş kere:

tesbih namazı kılınışı

okunur. Sonra Eûzü-Besmele ve Fâtiha, bir de herhangi bir sûre veya âyet-i kerîme okunur. Sonra ”on kere yine aynı tesbîh” tekrarlanır. Sonra rukû’a varılır ve orada üç kere:

tesbih namazı duası

“Ulu olan Rabbimi noksan sıfatlardan tenzih ederim” denildikten sonra ”on defa aynı tesbîh” okunur.

Sonra “Semiallâhü limen hamideh, Rebbenâ ve lekelhamd” denilerek rukûdan kalkılır ve yine ”on defa aynı tesbîh” okunur.

Daha sonra secdeye varılıp üç defa:

tesbih namazı nasıl kılınır

“Yüce olan Rabbimi noksan sıfatlardan tenzih ederim” denildikten sonra ”on kere daha aynı tesbîh” okunur.

Sonra tekbîr alınarak secdeden kalkılır, celse (iki secde arasında oturma) halinde yine ”on kere aynı tesbîh” okunur.

Ardından tekbîr alınarak ikinci secdeye varılıp üç defa:

tesbih namazı nasıl kılınır

“Yüce olan Rabbimi noksan sıfatlardan tenzih ederim” denildikten sonra ”on kere daha aynı tesbîh” okunur.

Böylece bu tesbihlerin toplamı yetmiş beş etmiş olur.

Daha sonra ikinci rekâta kalkılır, ilk rekâtta olduğu gibi evvelâ ”on beş kere bu tesbîh okunur”, sonra yine birinci rekâttaki şekilde hareket edilerek oturuşa varılır. Sonra Tehıyyât ve Salli-Bârik okunur. Böylece zâit tesbihlerin toplamı yüz elli etmiş olur.

Daha sonra selâm vermeden veya selâmı müteakip ayağa kalkılır. Üçüncü, dördüncü rekâtlar da geride anlatıldığı üzere, birinci ve ikinci rekâtlar gibi kılınır ve böylece her rekâtta yetmiş beş tesbîh okunmuş olur ki, bunların toplamı üç yüz eder.

Tesbih namazı’nın önemi


Resulullah (sallallahualeyhivesellem) Efendimiz bu namazı talim etmiş olduğu Abdullâh ibni Amr (Radıyallâhu Anhümâ)ya:

Sana bir hediye vereyim mi? Sana (istifade edeceğin bir şey) vereyim mi? Sana bir bahşiş vereyim mi? (İşte o) dört rekât(lık namazdır) ki, (İhlâs Sûresi okuyarak dahi olsa) kim onları kılarsa, eski yahut yeni, küçük ya da büyük, hatâ ile yahut kasıtlı (gizli ya da âşikâr işlenmiş) bütün günahlar onun için bağışlanır” buyurmuştur
(Beyhakî, Şu‘abü’l-îmân, no:604, 2/125; Ebû Dâvûd, Tetavvu‘:14, no:1297, 1/414; Tirmizî, Vitr:19)

Ebû Dâvûd ve Tirmizî gibi kütüb-ü sitte-i sahîha kaynaklarında Abbâs (Radıyallâhu Anh)dan gelen nakle göre Resulullah (sallallahualeyhivesellem)in bu namazı(tesbih namazını) amcası Abbâs (Radıyallâhu Anh)a hediye ettiği ve:

“Bu namazı her gün bir kere kılmaya gücün yetiyorsa bunu yap, bunu yapamazsan her cumâ bir kere (kıl), bunu da yapamazsan her ayda bir kere (kıl), onu da yapamayacaksan senede bir kere (kıl), böyle de yapamazsan (hiç olmazsa en azından) ömründe bir kere (bu namazı kıl)” buyurduğu da sahih olarak rivayet olunmuştur
(Ebû Dâvûd, Tetavvu’:14, no:1297, 1/414)

Bu namazın, diğer sahih kaynaklarda geçen rivayetlerinde kırâatten önce tesbih bulunmayıp yetmiş beş sayısı istirahat celsesinde okunacak on tesbihle tamamlandığı için, bu ise Şâfi‘î mezhebine muvafık olup, Hanefî mezhebinde istirahat celsesi bulunmadığından dolayı biz bu namazın tarifini İmâm-ı Beyhakî (Rahimehullâh)ın ”Şu‘abü’l-îmân” isimli eserinde Abdullâh ibni Amr (Radıyallâhu Anhümâ)dan tahric ettiği rivayeti esas alarak yaptık.

Taberânî (Rahimehullâh)m rivayetine göre ise Resulullah (sallallahualeyhivesellem) amcası Abbâs (Radıyallâhu Anh)a;

“Namazı bitirdiğin zaman teşehhüdden (tehıyyât okuduktan) sonra, selamdan önce şunları söylersin” buyurarak şu duayı okumasını kendisine tenbihlemiştir:

tesbih namazı duası nedir

“Ey Allâh! Ben Senden hidâyet ehline nasip ettiğin muvaffakiyeti (rızana uygun amelleri başarmayı), yakîn erbabının (şüphesiz inanç sahiplerinin sâlih) amellerini, (samîmi) tevbekârların ihlasını, sabırlı zatların azmini, (Sana karşı) haşyet (derin saygı) sahiplerinin ciddiyetini, rağbet erbabının (sadece Senin rızana hevesli olanların) niyazını, takva ehlinin ciddî mânâda ibâdet gayretlerini ve ilim sahiplerinin irfanını (Seni tanımalarını bana da nasip etmeni) dilerim, ta ki bu sâyede Senden hakkıyla korkabileyim.

Ey Allah! Ben Senden beni Sana karşı isyanlardan engelleyebilecek kadar güçlü bir havf ve haşyet (korkuya nâiliyet) isterim ki, bu sâyede Senin rızanı hak edebileceğim şekilde sâlih bir amel işleyebileyim, Senden hakkıyla korkarak Sana karşı nasûh tevbesinde bulunabileyim, Sana karşı sevgimden dolayı Senin için samimiyetimi (şâibelerden) arındırabileyim ve Sana karşı beslediğim hüsnü zan ile (güzel beklenti sâyesinde) tüm işlerde Sana hakkıyla tevekkül edebileyim. Nûru yaratan Zât’ı tesbîh ve tenzîh ederim.”
(Taberânî; el-Mu‘cemu’l-Evsat, no:2318, 3/14; Heysemî, Mecma’u’z-zevâîd, no:3679, 2/569; Süyûtî, Câmi’u’l-ehâdîs, no:26207, 23/353)

Yorum Yap